·179 syf.····Okunma: 14 Mart 2021 07:12 Ercan Kesal'ın asıl mesleği doktorluktur ama daha çok yazarlığı ve oyunculuğuyla biliniyor. Ben Peri Gazozu'nu okumayı çok istiyordum, bu kitabı sahafta görüp neredeyse bedavaya satın alınca ilk okuduğum kitabı oldu. Yazarın anılarından, daha önce yayımlanmış öykü ve yazılarının derlemesinden oluşan bir kitap. Özellikle edebiyat ve sinemayla alakalı olan kısımları çok sevdim, bol bol alıntı ve atıf da içeren bir kitap. Benim gibi bir okursanız, kitaplarda geçen her bir film, şarkı, kitap, sanatçı isminin peşine düşüyorsanız, bu kitapla okunacaklar ve izlenecekler listeniz kabaracak. Onun dışında, önceleri anı/günlük türünde yazılmış kitapları çok severdim ama şimdi hep bir mesafe hissediyorum okurken. Sanki samimiyet eksik ve yazılanlarda sıkça yalan, riya, çarpıtma var gibi. Asla bu kitap özelinde söylemiyorum bunları. Benimkisi insan aklına, belleğine veya insanın kendisine karşı bi güvensizlik belki. Ayfer Tunç'un günlükler hakkında söyledikleri de, bu tarzda yazılan kitaplar hakkında fikirlerimi kalıcı olarak değiştirdi sanırım, bu kitabı okurken bunu çok net hissettim (kitap, bir günlükle başlıyor bu arada). Bugün de 14 Mart Tıp Bayramı, az önce kitabın son sayfalarda Dr. Ersin Arslan'ın nasıl zalimce katledildiğini ve Kenan Evren'in, duyduğunuzda size hiç de yabancı gelmeyecek o avam üslubuyla doktorlar hakkında söylediklerini okudum. Onlar kadar basitleşmek gerekirse, okuduğum satırların da kızgınlığıyla "Hay doktorların aldığı maaş kadar taş düşsün başınıza!" demek istiyorum. Benim için şahane başlayıp soru işaretleriyle biten bir kitap oldu. O soru işaretlerime de Kesal'ın okuyacağım sonraki kitaplarında yanıt bulmayı umuyorum. Velhasıl, Velhasıl'ı herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı'nı da tebrik ederim! Çekilen tüm cefaların ve yapılan fedakârlıkların en azından saygı gördüğü günleri görmek dileğiyle.