·100 syf.····Okunma: 13 Mart 2021 12:07 Kitapta, ölüm döşeğindendeki hasta bir adamın sancılarını okuruz. Sona yaklaştıkça ağrıları, acıları artar İvan İlyiç'in. Ama onun canını asıl acıtan, dinmez fiziksel ağrılar değildir. Asıl acı, İvan İlyiç'in ancak ölüm döşeğindeyken görebildiği yalanlardır, yaşanmamış bir yaşamdır. Onca başarıya, onca üne, saygınlığa rağmen kendi tercih ettiği bu hayatı 'yaşamamıştır' İvan İlyiç. Geriye dönüp baktığında, gördüğü her şey yalandır işte.
"Bana sunulan her şeyi heba ettiğimi bilerek ayrılıyorum yaşamdan; bu durumu düzeltmenin imkansız olduğunu da biliyorum. Öyleyse?.." (syf 78)
"Karısı giysisi, bedeni, sesi, yüz ifadesiyle ona hep aynı şeyi söylüyordu: Gerçek bu değil. Yaşadığın ve yaşamakta olduğun her şey yalan. Senden hayatı da ölümü de gizleyen koca bir yalanı yaşadın sen." (syf 80)
"İvan İlyiç tam o sırada düştü ve ışığı gördü; evet, yaşadığı hayat yaşaması gereken hayat değildi, ama yanlış hala düzeltilebilirdi sanki. "O şey ne?" (syf 82)