Eğer mevzubahis olan dünyanın gelmiş geçmiş en zeki insanıysa onun dünyada çığır açan deneyleri/teorileri dışında hayata nasıl baktığını da merak ediyorsunuz. Öldüğünde beyni çalınan, daha sonra beyni bilimsel araştırmalara konu olan bir insandan bahsediyoruz. (İlginçtir: Einstein'ın beyninde normal bir insana nazaran daha fazla glial hücre bulunuyormuş, ki bu hücreler beyin nöronlarını besliyormuş.[Tabi ki bu kısma Google’dan baktım. O kadar da değil])
Einstein’ın çantasını bile taşıyacak erginlikte olmayan Nihat Doğan’ın bile hayata ve topluma dair yorumlar yaptığı bir dünyada Einstein’ın ağzından çıkan her söze kulak kesilmek gerekiyor.
Bu kitapta, Einstein’ın tamamen hayata, toplum(lar)a ve dünyaya dair fikirler var. İki dünya savaşı yaşamış ve Nazi zulmüne maruz kalmış bir bilim insanı olan Einstein’ın yazılarındaki temel konular; siyaset, adalet, sosyal adalet, dünya barışı ve siyasetten tam bağımsız akademi. Özellikle “fikir işçisi” olarak tavsif ettiği bilim insanının ahlâkı konusunda söyledikleri çok takdire şayan.
“Hayatımı aydınlatan ve zaman içinde bana hayatı neşeyle karşılama cesdareti veren ideallerim; hakikat, iyilik ve güzelliktir. Benzer düşünenlerin yanısıra, bilim ve sanatın asla ulaşılamayacak olan hedeflerine ulaşma gayreti olmadan hayat bomboş ve anlamsız olurdu. İnsanların mülkiyet, gösteriş ve lüks gibi sıradan hedeflerini her zaman aşağılık buldum”
“Eğitim vermenin en rasyonel yolu örnek olmaktır –eğer başka bir şey yapılamıyorsa, nelerden sakınılması gerektiği konusunda örnek olmak gerekir.”
“Bir öğretmenin en önemli marifeti, yaratıcılığa ve bilgiye duyulan hazzı uyandırmaktır.”
“Devletin en önemli görevinin; bireyi korumak ve ona yaratıcı kişiliğini geliştirme fırsatı vermek olduğunu düşünüyorum.”
Son bölümün başlığı “Yahudiler”. Bu bölümde yazarın konuya çok, taraflı yaklaştığını, abartılı bir biçimde Yahudi-merkezli değerlendirmeler yaptığını ve Yahudi topluluğuna haddinden fazla değer atfettiğini düşünüyorum.
Muhakkak okunması gereken bir eser.