·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Mart 2021 18:08 İvan İlyiç yaşamı boyunca kibarlık, görgü ve refah içinde yaşamayı hedefleyen bir savcı ve tabi eğitim basamaklarını da birer birer çıkarak yargıç oluyor.
Hayatına aldığı dostlarını sosyokültürel durumuna göre seçen daha sonra seçtiklerinden insanlık göremeyen giderek de yalnızlığa mahkûm kalan biri. Aslında bu durum bize tercihlerimiz ve sonucunda ne olacağını gösteriyor.
Başından beri bilinen bir ölümle karşı karşıya ve kendini iyi olduğuna ikna etmeye çalışıp hastalık psikolojisine , etraftan duyduğu yorumlara o da aldanıyor, hatta kendisini iyileştirmek için gelen doktorların sanki asıl düşüncesini , hastalara karşı tutumunu yansıtmak ister gibi eleştiriler de eklenmiş.
Kitap boyunca sağlıklı bir kişinin kendince mutlu hayatında, aniden hastalanması ve ölüm korkusu işlenmiş.
İvan İlyiç yanına gelen her kişinin kendisi ayağa kalkamayacak derecede hastayken, ne kadar sağlıklı ve canlı göründüklerine dikkat ediyor ve onlardan nefret ediyor. Ailesinden uzaklaşıyor en sonundaysa ne kadar yanlış yorumladığını görerek pişmanlıkla ve tek nefeste ölüyor.
"İvan İlyiç'e en acı gelen şeylerden biri de hiç kimsenin ona onun istediği gibi acımamasıydı: İvan İlyiç bazen özellikle de uzun acı dönemlerinin ardından, bunu itiraf etmek ne kadar utanç verici de olsa,kendisine hasta bir çocuğa acınır gibi acınmasını istiyordu. Tıpkı çocukları okşayıp avutur gibi onu da öpsünler, sevip okşasınlar, başucunda göz yaşı döksünler istiyordu. Göğsünü döven gümüşsü sakalıyla koskoca bir mahmekeme üyesi olarak böyle bir şeyin kendisi için imkansız olduğunu biliyor, ama yinede istiyordu işte."