Puan vermedi·190 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Mart 2021 07:41 Sabah sohbetlerimizin çoğunda ne kadar yorgun
olduğumuzu anlatıyoruz birbirimize. Çoğunlukla
suçu hava durumuna, iş yoğunluğuna, uykusuzluğa
atıyoruz. Hatta bazen de Satürn’e... Oysa kendimiz
dışındaki sebeplerin hiçbiri uyanır uyanmaz
hissettiğimiz karamsarlığı açıklamaya yetmiyor. Her
zaman yaptığımız şeylere karşı duyduğumuz isteksizlik, zorlanma hali uyuyarak geçmeyecek bir ruhsal yorgunluğa işaret ediyor.
Ruhsal yorgunluklarımız, fiziksel yorgunluklarımızdan
daha çok yıpratır bizi. Tebessümümüzü çalar,
umudumuzu söndürür, omuzlarımıza binlerce kilo
ağırlık yükler.
Ruhumuza iyi bakabilmemiz için önce onun
farkında olmalıyız. Yani koşuşturup geçen günler
içerisinde gerçekten durup kendimize bakmalıyız.
Durduğumuz yerden kendimizle, çevremizdekilerle,
geleceğimizle kurduğumuz ilişkileri gözden geçirsek ilk
olarak neler dikkatimizi çekerdi?
Zaman zaman kendinize sormaktan çekinmeyin, en
son ne zaman kendime bir hediye aldım, ne zaman
yakın olduğum kişilere “Seni seviyorum” dedim, ne
zaman hayal kurdum? Size iyi gelecek şeyleri yapmak
için kendinize zaman ayırın.
Psychologies, kendinize döndüğünüz bu anlarda
kılavuzunuz oluyor. Ruhen, bedenen ve zihnen...
Yaptığımız hatalara hoşgörüyle yaklaşmaya
çalışmak, kendimize şekat göstermek omuzlarımıza
yüklediğimiz ağırlıkları hafifletebilir. Aynı hoşgörüyü
dış görünüşümüze de gösterebiliriz. Kendimize ait,
bizi biz yapan farklılıkları kusur olarak görmek yerine
tarzımızın bir parçası haline getirmek sabahları
ayna karşısında daha mutlu olmamızı sağlayabilir.
Başkalarının sahip olduklarına, yaşamlarına bakarak
değil, ancak kendi içsesimize göre belirleyebiliriz
yönümüzü. Ama “Hayatta ne istediğimden emin
değilim” diyorsanız, çevrenize daha dikkatli bakın
çünkü aslında farkında olmadan, satın aldığınız
kitaplar, önemsiz gibi gördüğünüz seçimler bile size
bir şey söylemeye çalışıyor. (İpuçlarını nasıl takip
edeceğinizi bilmek istiyorsanız, 72. sayfada detaylı bir
kılavuz bulacaksınız.)
Arzularımızı bulmak, duygularımıza karşı da farkındalık
kazanmamızı sağlar. Hem iyilere hem de kötülere... Her
ikisine de açığız.
Duygularımızdan bahsedebilirsek eğer kendimizi
de daha iyi hissedebiliriz. Bu ister en acılı zamanlarda
üzüntümüzü konuşmak olsun, ister birine kızdığımızı
söylemek olsun, kendimizi ifade edebildiğimiz sürece
iyiye gidiş gösterebiliriz. Birbirini etkileyen dalgalar
gibi, duyguları paylaşmak da birbirimizle daha samimi
ilişkiler kurmamızı sağlar. Kendimize sakladığımız
duygular içimizde ağırlık yaparken, bunları paylaşmadan
ilişkilerimizin kendiliğinden gelişmeyeceğini,
iyileşmeyeceğini unutabiliyoruz. Kendimizle ve
çevremizle olan tüm ilişkilerimiz, o ilişkiye özen,
bakım ve ilgi göstermemizi gerektiriyor.
Romantik filmler iki kişinin birbirine kavuşmasıyla son
bulduğu için, sevdiğimiz birini bulmanın mutlu olmak
için yeterli olduğunu düşünebiliyoruz. Oysa uzun yıllar
beraber mutlu olabilen çiftler belki de birbirlerine en âşık
çiftler değillerdir. İkili ilişkilerin uzun ömürlü olmasını
sağlayan dinamiklerin “İlk görüşte aşktı onlarınki” diye
anlattığımız hikâyeden daha farklı olduğunu görüyoruz.
Psychologies’de tüm duygulara ve duyulara yer
açıyoruz. Bu ay gündelik hayatın koşturması arasında
yeni keşifler yapabilmek için kendinize zaman ayırın. Ve
sadece tebessüm etmekle yetinmeyin, içinizden geldiği
gibi kahkaha da atın.