Gönderi

Puan vermedi·190 syf.··
Beğendi
·
2021 238. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2021 07:41
Sabah sohbetlerimizin çoğunda ne kadar yorgun olduğumuzu anlatıyoruz birbirimize. Çoğunlukla suçu hava durumuna, iş yoğunluğuna, uykusuzluğa atıyoruz. Hatta bazen de Satürn’e... Oysa kendimiz dışındaki sebeplerin hiçbiri uyanır uyanmaz hissettiğimiz karamsarlığı açıklamaya yetmiyor. Her zaman yaptığımız şeylere karşı duyduğumuz isteksizlik, zorlanma hali uyuyarak geçmeyecek bir ruhsal yorgunluğa işaret ediyor. Ruhsal yorgunluklarımız, fiziksel yorgunluklarımızdan daha çok yıpratır bizi. Tebessümümüzü çalar, umudumuzu söndürür, omuzlarımıza binlerce kilo ağırlık yükler. Ruhumuza iyi bakabilmemiz için önce onun farkında olmalıyız. Yani koşuşturup geçen günler içerisinde gerçekten durup kendimize bakmalıyız. Durduğumuz yerden kendimizle, çevremizdekilerle, geleceğimizle kurduğumuz ilişkileri gözden geçirsek ilk olarak neler dikkatimizi çekerdi? Zaman zaman kendinize sormaktan çekinmeyin, en son ne zaman kendime bir hediye aldım, ne zaman yakın olduğum kişilere “Seni seviyorum” dedim, ne zaman hayal kurdum? Size iyi gelecek şeyleri yapmak için kendinize zaman ayırın. Psychologies, kendinize döndüğünüz bu anlarda kılavuzunuz oluyor. Ruhen, bedenen ve zihnen... Yaptığımız hatalara hoşgörüyle yaklaşmaya çalışmak, kendimize şekat göstermek omuzlarımıza yüklediğimiz ağırlıkları hafifletebilir. Aynı hoşgörüyü dış görünüşümüze de gösterebiliriz. Kendimize ait, bizi biz yapan farklılıkları kusur olarak görmek yerine tarzımızın bir parçası haline getirmek sabahları ayna karşısında daha mutlu olmamızı sağlayabilir. Başkalarının sahip olduklarına, yaşamlarına bakarak değil, ancak kendi içsesimize göre belirleyebiliriz yönümüzü. Ama “Hayatta ne istediğimden emin değilim” diyorsanız, çevrenize daha dikkatli bakın çünkü aslında farkında olmadan, satın aldığınız kitaplar, önemsiz gibi gördüğünüz seçimler bile size bir şey söylemeye çalışıyor. (İpuçlarını nasıl takip edeceğinizi bilmek istiyorsanız, 72. sayfada detaylı bir kılavuz bulacaksınız.) Arzularımızı bulmak, duygularımıza karşı da farkındalık kazanmamızı sağlar. Hem iyilere hem de kötülere... Her ikisine de açığız. Duygularımızdan bahsedebilirsek eğer kendimizi de daha iyi hissedebiliriz. Bu ister en acılı zamanlarda üzüntümüzü konuşmak olsun, ister birine kızdığımızı söylemek olsun, kendimizi ifade edebildiğimiz sürece iyiye gidiş gösterebiliriz. Birbirini etkileyen dalgalar gibi, duyguları paylaşmak da birbirimizle daha samimi ilişkiler kurmamızı sağlar. Kendimize sakladığımız duygular içimizde ağırlık yaparken, bunları paylaşmadan ilişkilerimizin kendiliğinden gelişmeyeceğini, iyileşmeyeceğini unutabiliyoruz. Kendimizle ve çevremizle olan tüm ilişkilerimiz, o ilişkiye özen, bakım ve ilgi göstermemizi gerektiriyor. Romantik filmler iki kişinin birbirine kavuşmasıyla son bulduğu için, sevdiğimiz birini bulmanın mutlu olmak için yeterli olduğunu düşünebiliyoruz. Oysa uzun yıllar beraber mutlu olabilen çiftler belki de birbirlerine en âşık çiftler değillerdir. İkili ilişkilerin uzun ömürlü olmasını sağlayan dinamiklerin “İlk görüşte aşktı onlarınki” diye anlattığımız hikâyeden daha farklı olduğunu görüyoruz. Psychologies’de tüm duygulara ve duyulara yer açıyoruz. Bu ay gündelik hayatın koşturması arasında yeni keşifler yapabilmek için kendinize zaman ayırın. Ve sadece tebessüm etmekle yetinmeyin, içinizden geldiği gibi kahkaha da atın.
Psychologies Türkiye - Sayı 2 (Mayıs 2017)Psychologies Türkiye · Group Medya · 20177 okunma
·
20 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.