- Kitap aslında bakarsanız, baskıcı devlet rejiminin bilimsel teknikleri ve teknolojilerini kullanarak bireyciliğe ve özgür seçimlere sahip bireyler yerine, mevcut sistemin istediği gibi yaşayan ve belli normlar çerçevesinde yaşayıp düşünen insanların yaratılmasını eleştiriyor.
- Kitap beni "İyi olan ne?" ve "İyilik yolunda her şey mübah mı?" gibi soruları sormaya itti şahsen. Yazar kitapta genel olarak ahlaki sınırları sorgulamış. “Mekanizasyon” belki de kitaptaki en öne çıkan bir başka tema. Yazar bizden ahlak kavramına bir de bu açıdan bakmamızı istemiş bence ve bu arada İnsanlara iyiliğin insanlara empoze edebileceğimiz bir kavram olup olmadığını sorgulatmış.
1-) Kitapta suç, şiddet, tecavüz, hırsızlık ve zorbalığın kol gezdiği bir distopya kurulmuş. Kimsenin can ve mal güvenliği yok. Kitabın ilk bölümü kısaca Alex’in ve çetesinin yediği haltları anlatıyor.
2-) İkinci bölümde, Alex'in yakalanarak hapse atılması ve orada devletin suçluları ıslah etme amacıyla oluşturduğu deneysel bir tedaviye katılması anlatılmış.
3-) Üçüncü ve son kısımda ise, tedaviden sonra yeniden topluma salınması ve başına gelenlerden bahsediliyor.
- Benim, bu kitapta en dikkatimi çeken şey, suçluların ıslahında “bilinçaltısal çağrışım” denilen bilimsel deneylerin kullanılması ve bu deneyin sonucunda insanların iyiliği seçmek zorunda kalıp, hür iradelerini şiddet için kullanamamaları. Ben şahsen aklı selim her insanın fikri hür vicdanı hür olmasını isterim. Okurken kendi kendime “Acaba böyle bir şey olmalı mı? Ya da hiç olmaması daha mı iyi?” diye kendi kendime sormadım değil.
4-) Şimdi, böyle insanların yaşadığı bir toplumu yönettiğini düşün. Bir yanda masum ve zulüm gören insanlar var, bir yanda da engelleyemediğin suçlar ve ıslah edemediğin suçlular var. Sen ne yapardın? Ya da neleri denerdin?
- Bu kitapta kendimi Alex'in, hükümetin ve mağdurların yerine koydum. Sonuç ve çözüm odaklı biri olduğum için de “Ben ne yapardım?” dedim. Öncelikle, açıkçası Alex'in kötü ve iyi halindeki ruh halini ve niyetini algılayamadım ve onun yerine kendimi bir türlü koyamadım. Sonrasında kendimi hükümet ve mağdurlar yerine koyayım dedim. Çözemediğim bir şiddet problemi olsa ben ne yapardım? Sanırım her suçluya değil belki ama Alex gibi sadist, manik depresif bozukluğu olan, başkalarının acısından zevk alan ve zevk için şiddet, cinayet ve tecavüz gibi suçları işleyenlere bunun uygulanmasını sanırım sağlayabilirim kanısına vardım.
- Ayrıca böyle bir uygulama insanların karakterinin saf halinden uzaklaştırılmayacaksa, sadece şiddete karşı olan güdülerini bedensel tepkilerle cezalandırıp iyiliği seçmek zorunda bırakacaksa, bundan ne kötülük doğabilir ki diye de düşündüm. Evet, ben de Alex gibi ıslah olmayan suçlulara böyle bir uygulama yapılmasını destekleyebilirim diye düşündüm. Fakat diğer suçlar için şunu söyleyebilirim. Sonuç olarak insanları iyilik yapmaya zorlayamayız. Bence bunu ancak sistematik, bilime dayalı ve temelden bir eğitimle başarabiliriz. Bu arada bahsettiğim şey sadece akademik eğitim değil, aile içi eğitim ve insanın kendini geliştirmesi.
- Fazla iyimser olabilirim ama ben insanların doğuştan iyi ya da doğuştan kötü olduğuna inanmıyorum. Çevresel faktörler bence bu konuda son derece etkili. Bu nedenle, eğitimin bu konuda kilit nokta olduğunu düşünüyorum.