Kitabın ana karakteri Benan ve Balkan'nın sıradışı aşk hikayesinden hayatı sorguluyoruz...
Hayat sefalete mahkum ama acınında bir anlamı olabilir. Yani iki yüzü vardır acının . Yüzünü yıkıcı tarafına dönen yıkılır,geride ancak enkazı kalır. Diğer yüzüyle dönüştürür acı seni yaşadığın her talihsizlik habersiz olduğun bir başka fırsatın,kapanan her kapı hiç çalmadığın başka bir kapının anahtarı olur...
Öte yandan acı çektiğimiz her dönem bizi daha güçlü kılar. Yeterki acıya zaman verelim. Hayat bizim içimizde daha güzel bir hayat çıkarması için taşları yerinden oynattığımızda taşların yerine oturmasını sabırla bekletmeliyiz.
Hayat seçimlerimizdir.
Benan'da yaralı bir kadındır adı üstünde "çürük" Benan'ın karşısına çıkanlar dert vermiş ,çile vermiş tüm güveni kaybolmuş. Hakikaten kadın ,yaşı ne olursa olsun başını yaslayacağı güçlü bir omuz olsun istiyor. Oysa güçlü olmaya değil mutlu olmaya ihtiyacı var...
Bu mutluluğu Balkanda buluyor tabiki olaylar istediği gibi olmuyor ve çareyi kaçmakta buluyor.
Olaylar bundan sonra başlıyor. Balkan Benan'ı bulacakmı? Nasıl bir labirent bekliyor Balkan'ı okuyun derim sizde Benan'ın hüzünlü hikâyesine eşlik edin.
Son sözümü Nietzsche'in sözüyle kapatmak istiyorum.
.
"Şüphe edin adilden ve iyiden! Ve her türlü itikadın inananından kuşkulanın. Düşünün; bunlar en çok kimden nefret ederler?
Değer dizgelerini kıranlardan,yıkanlardan,yasayı çiğneyenlerden nefret ederler... Oysa yaratıcılar bunlardır işte!"
.
İki insanın sıradışı bir aşk hikayesi üzerinden hayatın bilinmezlerini sorguluyor.
Okurken hiç elimden bırakmadan okudum.