·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Mart 2021 22:20 Sırplar yüreğimi ateşe attılar
Ben hiç yanmadım
Geceleri soyunup koynuma girdiler
Ben hiç sevişmedim
Atalarıma küfürler savurdular
Ben hiç duymadım
En sonunda beni hamile bıraktılar
Ben hiç doğurmadım.
Bosna'da yaşanan soykırımda Boşnak kadınlarının acılarını hiçbir şekilde göremesek de sanırım bu şiirin ağırlığından görmemiz mümkün.
Kitap 1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna soykırımı, bu soykırımın insanları nasıl etkilediği, iki konservatuar öğrencisinin aşkını Suada'nın çerçevesinden anlatıyor. Beni içine çeken bu kitabı okumakta zorlanmadım, sade bir dili olmasına rağmen ağırlığı çok dokundu yüreğime. Özellikle kitap hakkındaki röportajı da okuyunca ne kadar gerçek bir hikaye olduğu yeni dank ediyor sanki kafanıza.
Kitapta en çok hoşuma giden olay yazarın tarihsel olayları teyze karakteriyle ve diğer karakterlerle vermesi olup kaynaklarını belirtmesiydi. Kitabı sevdim hatta kitabın içinde bahsedilen müzikleri dinledim. Bosna Soykırımı hakkında bilgi edindiğim için de ayrıca mutluyum. Kitabın sonunda da yazarın Birleşmiş Milletler hakkında yönelttiği soru içinde teşekkürlerimi sunarım. Fakat kitabın sonu böyle bitmemeliydi diye düşünüyorum bir anda 10 yıl sonrasına geçiş yapılması beni rahatsız etti ve üzdü. Suada’nın ablası ve babasını nasıl bulduğu veya Tarık'ın neler yaşadığı bunlar anlatılabilirdi diye düşünüyorum. Ayrıca birçok şey yaşamış olan Suada’nın içselliğine çok yer verilmemesi de kitabı biraz yüzeysel kılmış. Çünkü kitabın bazı kısımlarında yapılanların ne denli kötü olduğunu bilsem de bu bana geçmedi ve sanki normalmiş gibi karşıladım.
Son olarak şunu söyleyebilirim ki belki de kitabın bana kazandırdığı en güzel şey ise Concierto de Aranjuez idi.