Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 05 Kasım 2020 00:53 Herkese merhabalarr
Ray Bradbury bilimkurgu kitapları, fantastik romanlar ve korku kitaplarının yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Merak eden okuyucularım için ismi kâğıdın yanma derecesinden geliyor hatta bir söylentiye göre Ray Bradbury kitabı yazdıktan sonra bir isim arayışına girer ve daha sonra bir itfaiye merkezini arar ve kâğıdın yanma derecesini sorar karşılık olaraksa “Fahrenheit 451” cevabını alır ve kitabın ismini bu şekilde koyar. Konuya geçmeden önce söylemeliyim ki kitabı sevmek ve sevmemek arasında kaldım. Konudan bahsettikten sonra neden kitabı çok sevemediğimden de bahsedeceğim. O zaman haydi konuya geçelim.
Günümüzden 500 yıl sonra teknolojinin yaşamımıza hakim olduğu dönemlerde artık okuma eylemi yok olmak üzeri bir hâle girer. İtfaiyeciler artık yangını söndüren tarafta değil yangını çıkaran taraftadır. Baş karakterimiz Montag ise işini seven bir itfaiyecidir ve onun işi yasadışı olan üretimlerin en tehlikesini yakmaktır: Kitapları. Kitaplarla birlikte o kitaplara sahip insanları da yakmaktadırlar. Yaptığı iş üzerine tek bir gün bile düşünmeyen Montag yaşamını televizyonla kaplı bir odada geçiren karısı Mildred ile geçirmektedir. Ancak mahallelerine yeni taşınan Clarisse’le taşınmasıyla birlikte Montag’in tüm hayatı da değişmiştir. Kitapların değerlerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulamaya başlar. ”İnsanların, uğruna canlarını verdikleri bu kitapların içerisinde ne vardır? “
Gerçekten güzel bir konuya sahip bir kitap olduğunu düşünüyorum ama ne yazık ki kitabın dilini ben çokta sevemedim. Bana kalırsa yazar açıklayıcı bir dil kullanmamış yani kitabı okurken “Olaylar nasıl bu noktaya geldi?”, “Şurada ne oldu?” gibi kafanızda soru işaretleri kalıyor en azından bende öyle oldu. Yazarın bir olayı anlatırken bir anda farklı bir olayı anlatmaya başlamasının buna neden olduğunu düşünüyorum. Tabi bu durum eserin çevirisinden de kaynaklanıyor olabilir. Bir diğer çok beğenmeme nedenlerimden biri de kitabın karışık bir yazım türüne sahip olmasıydı bu da aslında benim okurken zorlanmama neden olan etkenlerden biri oldu.
Tabi kitabın bu kısımları haricinde gerçekten sevdiğim bir kitap oldu kitabın 1950’ler de yazılması ve o dönemde Amerika’da neredeyse herkesin evine televizyonların girdiği bir dönemde Ray Bradbury’nin eleştiri niteliği de taşıyan bu kitabı yazması bence etkileyici olmuş. Okuyacak herkese şimdiden iyi okumalar dilerim.