Üzülüyorum aslında. Kitapların sonunun kötü bitmesine değil. Böyle hayatların yaşanmış olmasına ve hala yaşanıyor olmasına. Geçmişten günümüze tarihin her anında insanlık çatışmasını görüyoruz. Yaşamak o kadar kolayken insanların bu denli zorlaştırmalarını aklım almıyor ve asla da almayacak. Sözüm o ki yaşayamamak biz insanlara özgü. İnsanı sırf insan olduğu için sevip sayan veya zengin fakir ayrımı yapmadan olduğu gibi kabul eden bir dünyada yaşasaydık ne olurdu ki? Sanırım çok şey istiyorum herkesin kafasında kurduğu ütopyası benimki de...
Acıyla, yaşanmışlıklarla yazılmış birçok kitabı çok beğeniyoruz. Nasıl güzel yazmış çok iyi bir kalem vs vs. Ama okurken unutuyoruz ki bunlar olmuş ve olmaya devam eden yaşamlardan başka bir şey değil.
Çok merak ediyorum doyumsuzluk insan fıtratına yapışmış bir duygu mu. Böyle olmasaydı eminim ki bu kadar soy kırım olmazdı. Bu kadar eziyet aşağılanma olmazdı... Ah! Her neyse
Çok ince detaylarla yazılmış. Kardeşliğin, dostluğun ve aynı zamanda içsel bir ihanetin olduğu bir kitap.
Hasanın kalbiyle yönetilseydi dünya eminim ki dünyada eşitsizlik, herhangi bir ayrım olmazdı.
Her insanın içine işleyen kitaplar vardır. Benim de içime işleyen kitaplardan biri. Herkese iyi okumalar...