Puan vermedi·50 syf.····Okunma: 20 Mart 2021 16:26 Ülkesindeki savaştan kaçarak İsviçre’ye sığınan Ferdinand, eşi Paula ile birlikte Zürih’te yaşamakta. Sanatına burada devam etmektedir. Her ne kadar Zürih’te özgür bir yaşam sürüyor olsa da; Ferdinand, kendisine ülkesinden gelecek savaş çağrısının tedirginliğini yaşamaktadır. Bu düşünce onun ve eşinin huzurunu kaçırmaktadır.
Çok geçmeden beklenen olur. Kendisini birliğine teslim olması için davet eden mektup gelir. Kendisini konsolosluğa çağırır. Mektubun gelmesinden sonra Ferdinand “ÖZGÜRLÜK” ile “MECBURİYET” arasında kalır. Özgürlük eşidir. Mecburiyet ise inanmadığı savaş…
“Özgürlük” Ferdinand’ın tek isteği. Ancak savaşları başlatan o uğursuz makinenin özgürlük dağıtmak gibi bir derdi yok. Ferdinand, o dehşet saçan makine için diğer insanlar gibi sadece bir sayıdan ibaret.
Bütün hikâye boyunca Ferdinand vatanını, aslında kendisini arıyor. Yaratılmış benliği ile inşa etmeye çalıştığı benliği de ülkesi gibi savaştadır. Korkmayan, öldüren ve ölebilen bir erkek olmak istemediğini içindeki erkeğe itiraf etmek ancak eşi Paula’nın kendinden emin, savaşa karşı duruşuyla ara ara mümkün olmaktadır.
Haklı – haksız, doğru – yanlış olgularından ziyade kitapta yer alan şey, seçim yapmanın zor olduğu durumlarda insanın içinde bulunduğu ruh halinin tasviridir.