·728 syf.····Okunma: 19 Mart 2021 12:22 "Bir hanedana dayalı, kutsal halife-padişah yerine laik, seçimle gelen bir yürütme organı başkanı vardı. Sakallı ve şatafatlı bir imparator yerine, tamamen tıraş olmuş, takım elbiseli bir cumhurbaşkanı vardı artık."
Bernard Lewis'ten Türkiye'nin modernleşme ve üzerindeki ölü toprağı atma sürecinde, daha doğrusu günden güne, yıldan yıla Balkanlara, Arap topraklarına, Kafkaslara hükmetmiş bir imparatorluktan; zamanla güçten düşmüş ilim ve fenden uzaklaşmış, Türk kimliğini yavaş yavaş yitirmiş, boğazlarında işgal gemilerinin demir attığı, başkentinde devlet adamlarını yönlendiren, vatan topraklarının işgalcilere peşkeş çekildiği bir devlete, yıkılmakta olan bir devlete...
Tüm bunların ardından 1879'lu yılların ardından Genç Osmanlılar, 1900lü yıllardan itibaren Jön Türkler ile gelen modernleşme ve batılılaşma, çağdaşlaşmaya yönelik yıllarca süren faaliyetler... Modernleşmeye ise subay, öğrenci ve gazeteci-yazar kesimin katkıları... Yusuf Akçura, Mizancı Murat, Ziya Gökalp, Namık Kemal, Talat Paşa ve niceleri...
Ve en sonunda 1.Dünya Savaşı'nın ardından koca bir milletin yeniden uyanışı, Kuvayımilliyenin doğuşu... Tüm bunları yapacak cesaret ve dirilişi ise Türk milletine aşılayan bir avuç Türk oğlu Türk Milli Mücadele kadrosu ve aralarından yükselen, gazi, bir milletin bağımsızlığı yolunda tüm ömrünü feda eden koca bir lider Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya çıkışı... Tüm bu dönemlerde girişilen başarılı, başarısız, ileri nesillere örnek teşkil eden reformlar ve devrimler. Bahsetmeye kelimelerin yetemeyeceği bir modernleşme, çağdaşlaşma süreci...
Lewis eserinde Osmanlı'nın 18.yy'dam itibaren giriştiği yenileşme hareketlerinin 1923'te taçlandırılışına kadarki süreçte tarafsız bir anlatım sunuyor. Akademik alanda ise bir başyapıt. "Tarih kitapları sıkıcıdır" tabusunu yıkan akıcı harika bir dil. Okuyunuz, okutunuz.