8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 14:57
"SAVAŞ BARIŞTIR ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR CAHİLLİK GÜÇTÜR. 2 + 2 = 5 " George Orwell'ın Hayvan Çiftliği eserinden sonra büyük bir merakla başladığım 1984'ü, nihayet bitti. Geride derin düşüncelere dalmış, dehşetli manzaralar görmüş kaygılı bir ben bıraktı. Kitabın ilk baskısının üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen popülerliğini korumasını ancak konusuyla anlayabiliyoruz: Yazar “oligarşik kollektivizm” olarak tanımladığı yönetim şekliyle kitapta, kitlelerin nasıl pasifize edildiğini, nasıl sömürüldüğünü ve bilinçlerinin nasıl egemenlik altına alındığını göstermeye çalışıyor bizlere. Bir distopya sunuyor okuruna. Bildiğiniz gibi distopya, anti-ütopya demektir. Ütopya Yunanca'da olmayan yer, güzel yer anlamlarına gelebilirken distopya ise bunun tam tersidir. Genellikle distopyalar geleceğe duyulan kaygıdan dolayı yazılmış olumsuz senaryolardır, baskıcı bir sistem ve totaliter bir devlet modeli bulunmaktadır. (Bundan önce okuduğum Fahrenheit 451 de distopik bir eserdi.) 1984'te ise, yaşanan büyük savaşların sonunda dünya, üç kutuplu bir yapıya bürünmüş olup Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya birbiriyle sürekli savaş halindedir. Büyük Birader isimli liderleri ve iktidarda İngsos (İngiliz Sosyalizmi) partisiyle Okyanusya tam bir korku ve baskı yönetimi olmuştur. Özel hayat ortadan kalkmış, tele ekran adında bir aletle insanların evleri her an gözlem altındadır. "Hep sizi izleyen gözler ve sizi sarıp kuşatan o ses. Siz uyurken, uyanıkken, yemek yerken, çalışırken ya da banyo da kaçış yoktu. Kafanızın içindeki bir kaç santimetreküp dışında hiç bir şeye sahip değildiniz." İnsanlar düşünceden yoksun robotlar gibi hareket etmeye zorlanmaktadır. Hatta öyle ki yaptığınız, yapmadığınız ve düşündüğünüz her şey suç olarak görülür. "Düşüncesuçu ölümü gerektirmez çünkü düşüncesuçu ölümün kendisidir." Ana karakterimiz Winston Smith, sistemi içten içe sorgulamaktadır. Çıkış yolu aradığı günlerde önce Julia ile tanışması, sonra sisteme karşı harekete geçeceği sırada O'Brien ile geçen diyalogları hayatını tümden değiştirir. Kitapta bahsi geçen bu tele ekranlar sayesinde parti propaganda yapmakta, isyankarlara karşı nefret aşılamaktadır insanlara. Aynı zamanda bu ekranlar sayesinde insanların yaptığı her şey görülüp dinlenebilmektedir. Sistemin (partinin) insandan önemli olduğu bir dönem yaşanırken sorgulamak, düşünmek, aşık olmak, yakın arkadaşlık kurmak gibi sisteme zarar verecek her türlü duygu ve düşünce yasaktır. Bu duygu ve düşüncelerin yasak olduğu Okyanusya'da aksi bir durum olursa Düşünce Polisi tarafından yakalanıp, idamla ya da işkenceyle cezalandırılmaktadır insanlar. Sevginin olmadığı, kendi anne babasını Düşünce Polisine şikayet eden çocukların ülkesi haline gelmiştir Okyanusya. İşte insanların robotlaştırıldığı bu ruhsuz ve totaliter rejime karşı olan Winston Smith'in aşkını ve isyanını anlatan olağanüstü bir kitaptır 1984. Ben özellikle son kısımlardan çok etkilendim. Hepimiz hayatımızın farklı dönemlerinde okumalı ve dünü-bugünü-yarını sorgulamalıyız diye düşünüyorum.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
·
14 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.