·210 syf.····Okunma: 24 Mart 2021 09:43 Kitabın adı "yaşamak"
Ama "pişmiş tavuğun hikayesi" de denebilirdi :)
Sorumsuz mirasyedi bir adam karısı annesi çocuğu kayınpederi dahil tüm ailesine karşı kötü ve sorumsuz davranır.
130hektarlık tarlalarının 65 ini babası gençliğinde kaybetmiş olan fugui diğer yarısını da kendisi kumarda kaybeder.
Burada baba oğulun kayıpların aynı olması kitapta da belirtildiği gibi biraz kötü baba genlerinden geliyor gibi irdelenmiş.
Zengin hayattan, para yiyen taraftan emekçi ve yoksul sınıfına geçen fugui zor günlerde -kendince- sorumluluk almaya başlar ve çalışır. Küçük bir çocuğa yardım edeyim derken başı aniden hiç beklenmedik şekilde belaya girer -ki kitabın en sinir bozucu bölümlerinden- ve kendini savaşın ortasında bulur. Öyle cephede de savaşmaz sadece cephe arkadaşları ile hayatta kalmaya çalışır.
Güç bela savaştan kaçar evine döner ancak kötü haberlerle yıkılır ve hayatının devamında da 2 çocuğu ve karısı ile talihsiz dramatik olaylar devam eder.
Evet dramatik ve "böyle yaşamanın ta içine.." dedirtecek bir kitaptan bahsediyorum. Benim okurken gözüm pek dolmaz ancak bu kitapta bi yutkunmadım değil.
Romanda betimleme yok. Anı gibi Öykü gibi düz anlatım var zira kitap bir gezginin Fugui ile karşılaşıp ilgisini çekmesi sonunda Fugui nin kendi hikayesini anlatması ile başlıyor.
Kitabın bir diğer çarpıcı özelliği ülkenin kötü yönetilmiş "komün sistemi" Bu özelliği ile kitap komün sistemin ve kültürel devrimin halka yansımalarını gözümüze değil kalbimize sokuyor.
Aynı cephede ekmek arayan cephe arkadaşı vali olurken o yoksulluğun dibini yaşıyor.
Kitaptaki Ölümler acımasız ve katıksız anlatılmış. "süprizbozan" vermemek için Özellikle 1 kaç tanesi deyip geçiyorum.
Konu hırpalayıcı olsa da okuması kolay bir kitap.
Betimlemeden detaylardan metaforlardan bıktım diyenler için okuması rahat bir kitap.
Tabi almasını bilene kitapta bence alegorik anlatımlar da var.
Velhasıl tavsiye üzerine okumuştum.
İyi ki okumuşum.