·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Mart 2021 14:05 Aralık 2019'da Çin'de ortaya çıkan Koronavirüs hastalığı Covid-19'un anladığımız anlamdaki dünyayı ne denli değiştirdiğini deneyimlediğimiz bugünlerde bu kitabı okumak daha anlamlı oldu.
Dünyayı ve insanları çok iyi gözlemleyen bir yazar olan JL'ın takdire şayan ileri görüşlülüğünün izleri var tabi kitapta ve çevirmen Levent Bey'in notları da basit bir çevirinin çok ötesinde bir araştırma yaptığını gösteriyor, kesinlikle okumaya değer bir kitap.
Kızıl Veba'nın milyonları öldürdüğü, medeniyetimizin izlerinin dünyadan silindiği, evcil köpeklerin vahşileştiği, tüm tarım arazilerini yabani otların sardığı, insanların hayvan derisi kıyafetlerle gezdiği 2070'lerdeki bir edebiyat profesörünün ağzından kızıl vebayı dinliyoruz yabani torunlarıyla beraber. Bu kadar ölümcül bir virüsten sağ kalan üç beş kişinin bir ayrıcalığı olabilir mi? Erdemli olmanın ayırt edici olmadığı bir yerden bakıyoruz, hayatın kendi içinde bir matematiği var mı acaba, yoksa her şey rastlantısal mı?
Tüm sınıf kinini, hayatta kalan soylulardan bir kadınla evlenip ona eziyet ederek çıkaran bir şoförü nasıl değerlendirmek gerekir? O kadını daha çok hak ettiğini düşünen bir profesörün bu eziyete ses etmemesi erdemli değilse de yıllardır ilk defa insan yüzü gördüğünü düşünürsek bu sebeple onu yargılayabilir miyiz? Hayat sadece güçlünün mü yanında olur? Yaşamın kendisi bu eziyetlere katlanacak kadar değerli midir ki bu soylu kadın her şeye katlanır yoksa yaşadığı ağır travmanın çaresizliğinden bir nevi felç mi olmuştur tüm hayatı ve değerleri?
Profesörün torunlarının ise Kral, Asker ve Dini simgelediğini anlıyoruz. Bu halde şunu düşündürüyor kitabın sonu, insanların kurduğu uygarlık bir anda yıkılsa, yine iktidar ve düzen hep önceden olduğu gibi mi olurdu?