·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mart 2021 14:49 Spoiler!
''Eğer yıldızlar insan olsa, gökyüzü onlara dar gelir, sığmazlardı.''
Yine Cengiz Aytmatov'un, içindeki hiçbir karakterin hiçbir yere sığamadığı bir romanı. Çocuk bir balık olup Beyaz Gemi'ye, Orozkul büyük bir şehre ve Dede hayatın anlattığı masala benzediği günlere gitmek ister. Çekip gitmek parlak ve çarpıcı bir fikir olarak sunulur romanda:
''Birden aklına çarpıcı bir fikir geldi: ''Her şeyi bırakır, başımı alıp giderim,'' diye düşündü. '' (S74)
Ama çekip gitmek kurtuluş değildir, Çocuk'un annesi çocuğunu terk edip büyük bir şehirde, tek odalı küçük bir dairede yaşam mücadelesi verir ve oldukça mutsuzdur. (Mutsuz olması beni mutlu etti çünkü oğlunu terk etti.)
Cengiz Aytmatov'un yazarlığında en sevdiğim şey, romanlarını hikaye içinde hikaye şeklinde yazmasıdır. Bu neden önemli? Orozkul'u göz önüne alalım. Mümin Dede ve Çocuk'un hikayelerinde Orozkul kötü, kaba, iğrenç, ölümü hak eden bir kişiliktir; Orozkul'un elleri kırılasıcadır, kalbinin yerinde sökülmesi gerekir ve ıssız bir yerde kurda kuşa yem edilmelidir. Ama kendi hikayesini kendi anlattığında okuyucu Dede'nin ve Çocuk'un düşüncelerini bir anlığına unutur ve Orozkul'un zihnine girer. Okuyucu Orozkul'un hala kötü olduğunu biliyor ama bu bilgi artık bir yargıdan ve övgüden uzaktır. Okuyucu Orozkul'un zihnindeyken onun hakkında bildiği şeyler artık anlayışa dönüşür. Anlamak ise hak vermek anlamına gelmez, ama birine hak vermek ya da vermemek için önce anlamak gerekir.
Dişi Kurdun Rüyaları'nda eğer hikayeyi kurtların gözünden görmeseydik, onları anlamasaydık, roman aynı tadı bırakmayacaktı.
Aytmatov daha romanın ilk cümlesinde romanın sonuna bir gönderme yapar. Masalın değerini yitireceğini, çocuğun öleceğini ima eder. Kitabın arka kapağında yazıldığı gibi, Dede geçmişi temsil ederken Çocuk da geleceği temsil eder ve bu iki zaman dilimi de şimdiye karşı yenik düşer. Cengiz Aytmatov romanlarında, gelişen dünyanın masumiyeti öldürdüğünü anlatır. Bu nedenle sıklıkla iyi ve kötü mücadelesini ele alır. İyiler ölür ama kötüler de kazanmaz ve bazen kötüler ölse de iyiler yine kazanmıyor. Neden bilmiyorum, sanırım kimse bilmiyor. Çünkü bazı sorular gerçekten cevapsız.
Peki beyaz gemi ne demek? Dede için masal ne ise Çocuk için de beyaz gemi o. Dede ahlakın çöktüğü dünyada pasif iyiliğini sürdürmek ve kötülüğe kör olmak için Maral Ana masalına inanır, kurtuluş ancak masalın yiten anlamı ve değerinin yeniden anlaşılmasında yatar. Bu nedenle üç maralı görünce heyecanlanır, büyülenir, onları bir işaret olarak sayar, onlara şükran sunup dua eder ve onları öldürüp yemek isteyenlere karşı çıkar. Ama geçmiş zamanın şimdiye yenildiğini bahsetmiştim, çünkü Dede bizzat baskıya dayanamayıp maral öldürür.
Tanrım, Çocuk'un balık olmak istediği sahneler... Çocuk beyaz gemiye ve orada olduğuna inandığı babasına kavuşmak için balık olmak ister. Lakin babası orada değildir ama kimse bir çocuğun hayal dünyasına söz geçiremez. Bu yüzden çocuklar, aslında herkes hayallerinde ısrarcıdır çünkü hayata direnmenin, onu bir anlığına da olsa unutmanın yolu budur. Romanda bu da geçer. Kitabın finalinde, Çocuk hasta döşek yattığında, içeriden gelen sarhoş insanların kahkahalarını duymamak için hayal kurmak için kendini zorlar.