·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Mart 2021 19:44 Çok çok uzun zamandır listemde duran ve bir türlü okuma fırsatı bulamadığım bir kitaptı kendisi ve sonunda bir noktada buluşabildik. İyi ki de buluştuk ama maalesef kavuşmamız bir sona varamadı çünkü kendisi Zweig'ın yarım kalan tek kitabı. Yarım kalan hikayeler, erken sonlanan hayatlar içimizde hep ayrı bir boşluk bırakıyor ancak bir noktada kitabı sizin tamamlama lüksünüzü yaratmış olması da yolculuğa ayrı bir anlam katıyor. Ama yine de sonunda kendimi acaba o kalemden bu hikayeye nasıl bir son çıkardı diye düşünmekten alıkoyamadım.
Kitap bizi birinci dünya savaşının patlak verdiği ilk yıllarda bir kadının yaşamına konuk ediyor ve bunu o kadar etkileyici yapıyor ki savaşın her zerresinin insan benliğinde ve toplumda yarattığı etkiyi hissediyoruz.
Clarissa'yı bir subayın kızı olarak savaş disiplinine hazır, askeri düzenle büyütülmüş bir kadın olarak tanıyoruz. Daha sonrasında katıldığı bir konferansta tanıştığı barışsever Fransız öğretmen Leonard ile tanışmasından ve ona aşık olmasından sonraki hayatının işleyişini gözlemliyoruz. Savaş başlamasından sonra Leonard artık onun hem düşmanı hem de karnındaki çocuğun babasıdır. Ve bu durumun Clarissa'nın benliğinde yarattığı kargaşayı, bu bebeği dünyaya getirmesindeki toplumsal etkiyi ve onun psikolojik olarak yaşadığı duygusal çıkmazı okuyoruz ya da onunla yaşıyoruz demeliyim.
Kitap hem savaş yıllarını hem de kadının toplumdaki yerini bize oldukça açıklayıcı ve sade bir şekilde çok başarılı aktarıyor. Ve Zweig gibi naif bir adamın savaş karşıtlığı yapısını ve görüşlerini bu kitap satırlarında çok iyi aktarabildiğini düşünüyorum. Eğer tamamlansaydı savaşı ve savaşa karşıtlığı en başarılı anlatan kitaplardan biri olurdu sanıyorum. Diğer Zweig kitaplarına benziyor diyemem çünkü bence bu satırlar yazarın hayatının son demlerinde savaşın yarattığı buhran çerçevesinde şekillenmiş.