#okudumbitti
#fyodormihayloviçdostoyevski
#Budala
#779sayfa
#MartAyı13cükitap
"On bin insan on bin çift göz"
Olallaaa ben bu budalayı çokkkk sevdim. Kitaba başladığım an ilk aklımdan geçen şu oldu, " bir klasik için olağanüstü akıcı".. İlk 50 sayfada kitap beni resmen bağladı kendine ve yine dedim ki kendi kendime " bu prens bir budala ise ben de bir budalayım "
"Çocuklar insan ruhunu hafifletir"..
Şu cümlenin öncesinde söylediklerini de düşününce bir budalanın ağzından bunları duymak müthiş güzel geliyor insana Hatta budalalık böyle birşeyse tüm dünyaya yayılsın demek geliyor insanın içinden..
"Annesi öldüğünde papaz kilisede Mari'yi herkesin içinde hiç utanmadan aşağıladı"
Şu cümlenin olayını okuyunca insan sormadan edemiyor, " çoğunluğun düşüncesi mi doğrudur? Yoksa o düşüncenin zıttını düşünen tek bir kişi bile olsa doğru tek midir?" budala seni çok sevdim
" Aptallık bu hem de büyük aptallık, aptallığında tedavisi yoktur" insan soruyor kendine gerçekten aptallık nedir diye? Acaba insanlar karşısındaki insanın yaptığı herhangi bir şey çıkarına ters düştüğünde mi aptal olmakla suçluyor karşısındakini? Bu kitapta çok tartışılır konu var
"Çok okur! Bunu biliyor muydunuz prens? Eline geçen her kitabı okur" anammm bak sen şu bizim Lebedev'e. Kitabın gıcık karakterlerinden biri belki ama bu yönünü okuyunca insanın bi sarılası gelmiyor mu?
"Bir olayı toplumun bilgisine sunmak genel, soylu ve yararlı bir haktır" yalanlara süsleyerek mi? Özrü kabahatinden beter dedikleri bu olsa gerek. Gerçi özür de yok ya ortada..
"Bir takım yanlışlıklara, yani abartmalara gelince, şunu da kabul etmelisiniz ki, öncülük etmek, amaç ve niyet herşeyden önce gelir" Bir önceki soruma cevap vermiş ee şindik "cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir" denmez de ne denir ki buna konuşa konuşa okuyorum resmen..
"Kandırılmış bir kızı lekelenmiş sayan toplumu vahşilikle, merhametsizlikle suçluyorsun. Yani toplumun kızı incittiğini, ona acı verdiğini söylüyorsun. Kız acı duyuyorsa, daha çok acı çekmesi için ne diye gazetelere verip bu toplumun karşısına çıkarıyorsun onu? "
" Nasıl oluyor da budala diyorlar size, aklım almıyor " Keller karakterinin duygularıma tercüman olduğu an
" İnsanın karşınındakini aldatmak için gözyaşlarıyla, pişmanlık numaralarıyla birlikte söz ve yalan şeytanca bir düşüncede birleşir" Lebedev sahtekarsın falan ama bozuk saat bile bir kez doğruyu söyler dedirttin
"Saçları olmazsa daha rahat uyuyacağına, ayrıca başının da artık ağrımayacağına inandırmış onu Aglaya" aglaya üç kız kardeşten biri ve çok haklı ben kelken ( kanser tedavisinden dolayı) hiç başım ağrımıyordu uyku konusunda bişey diyemem zira ilaçlar fazlasıyla terleme yaptığı için uykuda biraz problem yaşıyoruz biz kanser hastaları.. Hani her kitap herkese farklı etki yapar derim ya ben hep işte demek istediğim tamda bu. Şu cümle bir çok insan için espiri barındırırken beni alıp götürdü
"Demek her türlü felaketten, kıtlıktan, işkenceden, vebadan, beladan, yıkımdan daha güçlü kalbi yönlendiren, bağlayan ve besleyen yaşam düşüncesi kaynaklarından yoksun insanoğlunun hiçbir türlü kaldıramayacağı bir düşünce varmış.. Utançlar..." ah alıntıyı okuyup sevinmeyin hemen 12. YY insanından bahsediyor.. Şimdilerde nerde utanç duymak. Hele ki konu siyasetse..
" Bir kişiyle olsun, her şeyimi kendimle konuşuyor gibi konuşmak istiyorum " ahhh ne mümkün be Aglaya...
" Aptalca.. Mutlu olmaktansa, nedenini bilerek mutsuz olmak daha iyidir" yani şimdi düşününce mutsuzluğun nedenini bilmek önemli tabiki.. En azından çözüme odaklanırsın..
"İçtenlik davranışın önünde gelir" iyi de içtenlikte bir davranış biçimi değil midir zaten????
Veee kitap bittiğinde şunu soruyorsunuz kendinize " bu kitabın gerçek budalası kim"