Gönderi

LA TAKHAF (KORKMA)
LA TAKHAF (لا تخاف) Mehmet Akif'in" La takhaf innellahe maena... (Korkma Allah bizimledir, (bizimle beraberdir)...) " inancıyla yazdığı bir şiirdir İstiklal Marşı. Mehmet Akif ufkundan, inancından doğan manevi güçle kaleme hatta rivayet odur ki ilk kez yazdığında evinde divit kalem bulunmadığı için duvara tırnaklarıyla, kanaya kanaya yazdığı şiirdir İstiklal Marşı. Dudaklarından çıkıp gönüllere dokunan, seher vakti doğan güneş gibi yes kalplere ümit veren; ölgün ruhları ihya eden canlandıran, hareket ve mücadele ruhu aşılayan munis bir sayhadır, haykırıştır İstiklal Marşı. 1 Mart 1921 hengamesinde yazılmış 724 şiirden en kamil, ruhları mahmur bir vaziyetten münebbih duruma getiren maişet (dirlik) emsali bir yazındır, edebi şaheserdir İstiklal Marşı. 1921 yılı... Çetrefilli bir zamanda bulunan muzdarip halk nikbin (iyimser) bir havadise, duyuma, atmosfere ihtiyaç vardı. Halk sebat etmekten yorulmuş bir vaziyetteydi. Millet bir şuur, bir duygu, bir hareketliliğe ihtiyaç olduğunu sezdiriyor lakin bunu nasıl yapacaktı? Sadece bir duygu çevresinde birleşmek, topyekün hissetmek... İşte bu ihtiyacı sezen Meclis bir milli marşa ihtiyaç vardır diye karar kılar. Havadis mecmualarda. gazetelerde nakşedilir ve bir şiir yarışması düzenlenecek diye haber yazılır. Buraya kadar her şey normal seyrinde devam ederken gelin Mehmet Akif'i inceleyelim, tanıyalım. Mehmet Akif, ukba için çalışan dindar, şuurlu vatanperver bir Osmanlı vatandaşıdır. Kadirşinas, müstağni yani gönlü tok kanaatkar , abid (ibadet eden) ve muvahhit (Allah'a inanan) ,vakur bir kişiliğe sahip , enaniyetli olmayan ve hiçbir zaman dünyevi mese'eleleri Allah'ı unutturacak kadar bağlanan bir şahsiyet değildir. Muttasıl (durmadan) çalışan, Hadis-i şerifte söylendiği gibi iki günü birbirine eşit olmayan Osmanlı tebaasından biriydi. Kimseye enaniyetle bakmaz hoşgörüyle yaklaşır ve asla verdiği sözden caymazdı, bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığı halde sözleştikleri yerde buluşmaya gitmemeyi düşünmeyecek kadar sözüne bağlı bir dosttur. Bu cihette bakarsak İstiklal Marşı'nın nasıl değerli birinin yazdığını tahlil edelim ve gelelim İstiklal Marşı'na. İstiklal Marşı bir milletin haşyet duymadan, korkmadan, yılmadan nasıl bir vücut olduğunu anlatır. Gecenin en karanlık olduğu an sabahın en yakın olduğu andır diyerek bu karanlık, sisli günlerinde biteceğine inanmış bir milletin destanıdır, emeğidir, ümididir. 1921 yılında vaki olan ne kadar menfi olay varsa İstiklal Marşı bunlara göğüs gerecek gücü vermiştir. Tazarru (Allah'a huşu ile yalvarmak) ile dua eden dedelerimizdir, cepheye mühimmat sırtlayan annelerimizdir; Kayseri, Sivas'ın 16 yaşındaki abilerimizdir; Sarıkamış, Çanakkale, Trablusgarp, Balkanlar, Suriye, Filistin, Irak'da şehit düşen mehmetçiklerimizdir İstiklal Marşı. Uyanışımızı, toprağı silkeleyişimizi, matuf (eğilmiş) başların kalkmasını simgeler. Sözlerimi birkaç kıtayla son vermek istiyorum. Mehmet Dede der ki; Şu güzel huzurlu, mutluluk anı Uçup gitmesin bir yaprak gibi Bir kahpe kurşun almasın canı Bir devr-i tarihine mal eder gibi Mehmet Dede der ki; Dolaşmasın gökte kara bulutlar Bu vatanda sönmesin asla umutlar Birileri dostu dosta düşman yaparlar Düşmana hizmet eden, elçiler gibi Mehmet Dede der ki; Bu vatanın ay yıldızlı bayrağı vardır Hürrİyet ise yaşanacak yolu, şiarıdır Ona kurşun sıkan eller elbet kırılır DİMDİK AYAKTADIR DEVLET, BİR ÇINAR GİBİ Ahmet Yavuz ÇAKMAS
·
31 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitap Sözlüğü
Gönderi Sahibi
yorumlarınızı merak ediyorum...