Bayrak edindikleri 'laiklik', halk çoğunluğunun değer yargıları ve kültürüyle aralarına aşılmaz bir duvar koymuştur. Ait oldukları toplumu anlamaktan aciz oldukları gibi, o topluma önder ve örnek olma yeteneğini de kaybetmişlerdir.
Propaganda formüllerinden ve tabulardan örülmüş bir tarih öğretisi, kendilerini bu ülkenin tarihini anlamaktan -anlamak bir yana, merak etmekten- alıkoymuştur.
İçgüdüleşmiş bir milliyetçilik, aralarında en ufuklu olanların bile Batı uygarlığına samimi ve önyargısız yaklaşımını olanaksız kılmaktadır.
'Batı' adına savundukları şeyin, tüketim ekonomisinin nimetleri dışında elle tutulur bir içeriği kalmamıştır. O nimetleri de reddeden 'has' Kemalistlerde Batı kavramı büsbütün kayıplara karışmış, yerini 'kuvayı milliye ruhu' ile 'kahrolsun emperyalizm'den yoğrulu ilkel bir şovenizme bırakmıştır.