Ve serinin son kitabı olan Yaz Bahçesi de bitti. Okuduğum ilk seri kitabıydı. Ondan mı bilmem ama beni içine çeken ve yaşatan bir kitaptı kesinlikle. Çok uzun soluklu bir serüvendi benim için. Böyle uzun soluklu kitaplar bitince boşlukta hissediyoruz, eminim. Geriye dönüş tekniği yoğun, açıkçası bu ilk başta sıkıcı geldi ama sonra inanılmaz keyif verdi. Savaşı, stratejiyi, aşkı ve tarihi bünyesinde barındıran bir kitap. Ayriyeten savaş ve savaşın getirdiği zorlukları da bizzat yaşatıyor. Çok nefes nefese kaldım, birçok kez ağladım ve çoğu kez sanki ben yaralanmışım gibi acıdım. Ara verdiğim zamanlarda sahip olduğum her şeye sürekli şükrederken buldum kendimi. İster istemez olduğunuz durumu garipsiyor ardından şükür edecek binlerce şey buluyorsunuz. 20.yy'in zorluğundan bahsederken aynı zamanda da çoğu duygunun saf güzelliğine hatta günümüze karşıt olan güzelliğine değinmesi gerçekten etkileyiciydi. Sadakat, inanç, zorluk, mücadele, savaş, sevgi, ihanet, güven ve sabrı derinden işlerken aynı zamanda bunların tam zıt durumlarını da aynı anda yaşanabilecek ve hissedilebileceğini işleyen bir eser. Alexander ve Tatyana’nın birbirine olan sadakati, nerede olursalar olsunlar birbirlerini unutmamaları ve birbirleri için çabalamaları gerçekten de bana o hissi yaşama isteği uyandırdı. Bakış açımı değiştiren bir kitap oldu, söylemeden edemeyeceğim. Ben çok fazla şey öğrendim, hem de çok. Okumanızı öneriyorum kesinlikle. Yaz BahçesiPaullina Simons