·632 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mart 2021 18:29 Mevlana;
“Yarın yaparım diyorsun kaç tane yarın geçti hayatında
Kaç tane yarın geçti ne yaptın ki yarın yarın diyorsun “
Toplumsal bir kaderin Oblomov' u içine düşürdüğü uyuşmayı rastgele bir tembellikle karıştırmamak gerekir.
Oblomovluk Hastalığı, belki de düzene karşı yapılan bir isyanın görünen yüzü. Biraz düşünmek gerekiyor bu kavram üzerine . İnsan düzene isyan etmek için de sırtını dönüpp yalnızlığa iter kendini.
Bir yandan Romanda geçen etkili diğer karakterimiz ise Ştols, Oblomovka'nın ve eski Rusya'nın yıkıntıları üzerine kurulmaya başlayan yeni hayatın temsili... "Ştols" derebeyi olmadığı gibi bir Rus bile değildir.
Buna rağman Oblomovun kazanamadığı o saygınlığı, mevki, refahı, mutluluğu Ştols kolayca elde ediyor. Çünkü o Rusyayı Avrupalılaşma yoluna götürecek insanların temsilidir düşüncesindeyim. ..
Aslında her kesimde, aydınların içinde bile bir oblomov vardır. bunu bulup çıkarmak ve o toplumu temizlemek gerekiyor. Önce kişi kendini temizleyip kurtarmalı bu oblomovluktan. yoksa tembellik bütün insan hücrelerine daha sonra da toplumun devletin ya da kurumun her bir bölümüne yayılarak bir toplumun ölümüne sebep olabiliyor...Yaz yaz bitmez... :) demem o ki okuduğum onca kitap, tanıştığım onca karakter arasında kendime en yakın hissettiğim karakter Oblomov ve onun sanatı Oblomovluk. Kitap bittikten sonra bir işim oluyor mesela, ya sonra yaparım diyorum, uyuşuklukta bulunuyorum hemen Oblomov geliyor aklıma ; (ya şimdi ya da hiçbir zaman) :) yok yok hemen yapmalıyım ben öyle değilim diyorum. Hayatıma o derece etki eden bir kitap oldu.Teşekkürler İvan Aleksandroviç Gonçarov...
Kitaplığınızda yer alması dileğiyle iyi okumalar...