Bir çırpıda okuyup bitirdigim ancak öylesine etkisi altına alan bir kitap ki, her elime aldığımda ya da kitaplığımda gözüme takıldığında tekrar tekrar yaşayacağım zihnimde bu hikayeyi. Okumak için bu kadar geç kalmış olmama üzülsem de okumaktan büyük bir keyif aldığım ve muhakkak okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Hani bazen her ne kadar bize kattiklarindan dolayı sevinç duysak da sırf o ilk okurken ki hayranlığımızı ve heyecanımızı tekrar tekrar yaşabilmek için bazı kitapları hiç okumamış olmayı dileriz ya işte bu kitap da benim için tam olarak böyle bir kitap.
Kitapta beni en çok etkileyen yerlerden birisi de Doktor Andrey'in Ivan'a "Sıcak, rahat bir çalışma odası ile bu koğuş arasında bir fark yok. İnsanın huzuru ve mutluluğu dışarıda değil, kendi içindedir.” dediği, daha doğrusu bunu diyebilecek kadar hayatı ve aslında insanların yaşanan kötü olaylar karşısında nasıl hissedebileceğini anlayamadığı kısım oldu. Her ne kadar Ivan, Andrey'e hayatın duygulardan ibaret olduğunu anlatmaya çalışsa da ne yazık ki doktor bunu bizzat yaşayana kadar, kendisi istemediği bir duruma düşene kadar anlayamıyor.