Dudaktan Kalbe...
Hüseyin Kenan ve Lamia'nın hikayesini okuyoruz kitapta.
Kenan içine kapanık ve biraz da mutsuz bir çocukluk geçiriyor. Babasının hapse girmesi, annesinin baba evinde istenmemesi, dayısının çirkin ithamları onu daha da ruhsuz bir çocuk yapıyor.
Hiçbir şeye ilgisi olmayan Kenan'ın tek ilacı keman çalmak. Bu yeteneği Allah'tan erken farkediliyor da keman virtüözü oluyor.
Lamia'nın hikayesi ise daha acıklı. Anne babası olmayan Lamia, amcasının yanına sığınıyor. Daha on beş yaşında yolları Kenan'la kesişiyor.
Avrupa'dan tatil için İzmir'e dönen Kenan, ne yapıp ne edip Lamia'nın üstüne gidiyor ki Lamia'da Kenan' a karşı boş değil. Çocuk aklıyla aralarında bir geceliğine mahsus bir şeyler geçiyor. Bu bir gece Lamia'nın hayatını karartıyor.
Kaçınılmaz son olarak Lamia önce hamile kalıyor sonra da sürgün ediliyor. Kenan ise zaten çocuk olarak gördüğü, ciddiye alamadığı, basit bir yaz macerası olarak adlandırdığı bu "küçük hadise" yi unutup nişanlanıyor...
Kitabın ilk bölümü bu şekilde asıl olaylar diğer iki bölümde anlatılmış.Yoruma gelecek olursak, tam bir Reşat Nuri klasiğiydi. Dil yalın, anlatım akıcı ve konu sürükleyici. İlk bölümü okurken karakter fazlalığından kime odaklanacağınızı şaşırıp konsantre olamayabilirsiniz. Kitabın sizi etkisi altına alması ikinci bölümde başlıyor.
Sonunu heyecanla bekleyip ters köşe olduğumuz kitaplardan.
Benim için tüm duygularımı sonuna kadar hissettiğim keyifli bir okuma oldu. Okuyacak olanlara naçizane tavsiyemdir.
Keyifli okumalar.