Yarının kısa bir tarihi...Yine bir Harari eseri...
İlk kitabı Homo Sapiens'te insanın geçmiş tarihine odaklanan yazar, ikinci kitabı olan Homo Deus'ta ise belirsiz fakat öngörülebilir bir geleceğe doğru yola çıkarıyor okuru. Günümüzde bilgi birikimi o kadar hızlı ilerliyor ki artık gelişmeleri takip etmek, ayak uydurmak giderek güçleşiyor. Adımları kaçırdığın an tökezlemeye, düşmeye, sürünmeye mahkumsun ve sen ayağa kalkana dek diğerleri çoktan gözden kaybolmuş oluyor. Hala ortaçağdan fırlamış gibi varlığını sürdürmeye çalışan toplumları düşünün. Şu an belki toplumlar arası eşitsizliğin çok da mühim olmadığını düşünüyor olabilirsiniz ama gelişen bilim ve teknoloji ile arada giderek aşılamaz bir uçurum oluşuyor.
Diğer yandan yapay zeka ile insanın varlığı bile tehlikeye girmek üzere. At arabasının yerini modern arabalar aldı, atlar bir kenara itildi, şimdiyse modern arabalar yerini akıllı arabalara bırakıyor ve insan sürücüler kenara itilmek üzere. El işçiliğinin yerini 3D yazıcılar alıyor, spikerlerin, avukatların, doktorların yerini insansı robotlar alıyor, hizmet sektörünü algoritmalar ele geçiriyor. İnsan, kendi iradesiyle vazgeçiyor iradesinden. Örneğin faturaları, kirayı ve diğer ödemeleri yapma görevini algoritmalara devretmeyen kaç kişi kaldı ki? Ya da aklı başında kaç kişi bir yapay zekayı alt etmeyi iddia edebilir? Hiç. Çünkü kendimizden daha zeki varlıklar yarattığımızı kabul ediyor, onlara gözümüz kapalı güveniyor ve giderek daha fazla yetkiyi onlara devrediyoruz.
Bilimkurgu filmlerindeki gibi insansı robotlar bilinç kazanarak insanlığın sonunu getirmeyecek belki ama insanlardan daha üstün bir zekaya ve beceriye sahip oldukları için onları işe yaramaz kılacaklar gibi görünüyor. Teknolojinin ileri doğru, insanlığınsa geri geri attığı adımlara bakılacak olursa bu hiç de kurgu gibi görünmüyor.
Ama belki yapay zeka, bir gün insanlığı öğretebilir insanlara. Kim bilir?
Mutlaka okunması gereken kitaplardan...