Puan vermedi·132 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Nisan 2021 07:45 Öylesine değişken ki hayat, saniyeler içinde
yaşantımızı baştan aşağı yeniden gözden
geçirmemize, yeniden tasarlamamıza neden olan
olaylar yaşayabiliyoruz. Her şey kontrolümüzde
sanırken kabından sızan bir su gibi nereye
gittiğimizi bilmediğimiz bir akışla yol alıyoruz.
Zamanı zihnimizde evirip çevirebiliyoruz ama
değişmiyor yaşadıklarımız. Ne geriye ne de ileriye
gidiyor bedenimiz.
Oysa kendimizi havayla çevrildiğimiz gibi zamanla
da çevrilmiş sanırken, zamanın ne kadar kıymetli
olduğunu anlamamız kolay olmuyor. Oradan
oraya koştururken saatleri çil çil harcayabiliyoruz
kolayca.
Başlangıçlar, artan işler, yaz boyu ertelenen projeler,
atılması gereken adımlar, yeni beklentiler… Eğitim
hayatımız ne kadar geride kalmış olursa olsun,
Eylül ayı hep aynı çağrışımları uyandırmaya devam
ediyor. Yaz aylarının hülyalı günleri geride kaldı,
ajandamız doluyor, tempomuz yükseliyor.
Zaman ne kadar kontrol edilemez görünse de
onun üzerinde bir gücümüz var. Onu yapmayı
sevdiğimiz şeylerle doldurabiliriz, sevdiğimiz
kişilerle paylaşabiliriz ve mutlu oldukça
çoğaltabiliriz.
Psychologies’de, yapılması gereken yüzlerce işi
kısıtlı bir zaman diliminde bitirmenizi sağlayacak
sihirli formüller vermiyoruz. Çünkü bize iyi gelecek
olanın bu olduğuna inanmıyoruz. Her birimiz
doğumumuzdan itibaren şekillenen bir biyoritme
sahibiz. Yani her birimizin kendine özgü bir ritmi
var. Bu ritmi tanımak, onunla barışmak ve uyumlu
yaşamak ajandalarımızın içeriğini değiştirebilir.
Biyoritminizin özelliklerini öğrenmek, yeni
planlar yaptığınız bu dönemde kendi temponuzu
yaratmanızı sağlayacak.
Kendi ritminizi dinleyip ona ayak uydurmayı
öğrendikçe yakınlarınızla “geçirdiğiniz” zamanla,
onlarla “paylaştığınız” zaman arasındaki farkı da
hissedeceksiniz.
Hayatta en çok ne istersin diye sorulduğunda,
yüksek beklentilerle havalandırdığımız isteklerimiz
geçiyor aklımızdan. En iyi şeyleri istiyoruz her
zaman. Bu “yüksek beklentili iyilerle” sahip
olduğumuzda bizi tatmin edenler aynı değil. Gözden
kaçırılmaması gereken şey, isteklerimizin temel
değerlerimizle buluşup buluşmadığı. Bizimle
örtüşmeyen hiçbir şey aslında üzerimize
oturmuyor; “en iyisi” olsa bile. O yüzden oradan
oraya koşturmanız gerektiğini, yeni hedefler, yeni
projeler, yeni amaçlar belirlemeniz gereken bir
zamanda olduğunuzu düşünseniz bile yavaşlayın.
Zihninizi ve bedeninizi yavaşlatın. Size gerçekten iyi
gelen, gerçek ihtiyaçlarınızı besleyen şeyleri doğal
ritminize ayak uydurarak yapın. O zaman eskiden
yetmediğini sandığınız zamanın çoğaldığını, sizi de
tüketmek yerine çoğalttığını göreceksiniz.