Dostoyevski'nin, tamamen kendi hayatından esinlenerek maddi kaygılarla 25 günde yazdığı, kitabı yetiştirmek için tuttuğu stenograf kadına evlenme teklifi ettiği bir romandır Kumarbaz...
(Stenograf: Kısaca, çabuk yazma uzmanı.)
Farkındayım, biraz kafa karıştırıcı ama ilgi çekici bir giriş oldu. Ben de kitabı bitirdikten sonra, kısa bir araştırma yaparak öğrendiğim bu bilgi ile hem şaşırdım hem de kitaba olan hayranlığım arttı. Ama doğru duydunuz. Şimdi bu konudan biraz daha ayrıntılı şekilde bahsedeyim sizlere...
Öncelikle kitapta, Dostoyevski'nin kendi kumar tutkusu ile birlikte yaşadığı bir aşk hikayesini okuyoruz. Kitabın yazım süreci de en az kitabın içeriği kadar ilgi çekici. Dostoyevski, önceden anlaştığı bir yayınevi için 25 gün içinde bir kitap yazacaktı. Ama zaman çok kısıtlıydı ve ona bir yardımcı lazımdı. Kitabın daha hızlı yazılması için bir stenograf yani çabuk yazma uzmanı tutmaya karar verdi. İşte bu kitabın yazım görevini Anna Grigoryevna adında bir anı yazarı üstlenmiş, yani kısaca Anna, Kumarbaz'ı yazarken Dostoyevski'ye katiplik yapmış ve Dostoyevski kendisine bu süre içinde evlilik teklif etmiştir.
Anna Grigoryevna, Dostoyevski'yi anlattığı bir kitabında şöyle söylüyor: "Öyle göz alıcı bir güzelliğim de yoktu, ne özel bir yeteneğim ne de sıradışı bir zekâm vardı, düz bir eğitim almıştım. Buna karşın, zeki, üstün yeteneklere sahip bir erkekten büyük saygı görüyor, neredeyse tapılıyordum."
Anna ablamızın fotoğrafını sizlerin de görmeniz için şöyle bırakayım...
resimyukle.io/r/vTqY028M21
Tabi ki herkesin güzellik anlayışı farklıdır ama şöyle bir baktığımızda, ablamız gayet sıradan bir görünüşe sahip. Kendisinin de dediği gibi göz alıcı bir güzelliği yok. Ama Dostoyevski onu öyle bir sevmiş ki, ölürken ona şu sözleri söylemiş: (Wikipedia)
"Seni şimdiye kadar hep tutkuyla sevdim. Hiç aldatmadım. Düşüncede bile..."
Düşüncede bile... Ölürken bunu söyleyen bir insan gerçekten sevmiştir arkadaşlar...
Biraz da kitabımızın ana teması olan kumar ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Bu öyle bir şey ki; yerin dibindeyseniz sizi saniyeler içinde bir gökdelenin tepesine çıkartır. Oranın havasını şöyle bir ciğerlerinize çekersiniz ve o hava sizi sarhoş eder. Kolay yoldan para kazanmanın ve yükselmenin, geçici ve aldatıcı sarhoşluğudur bu. Ama yetmez, öyle tatlı gelmiştir ki daha fazlasını istersiniz, daha yükseklere ulaşmak istersiniz. İşte tam o sırada sırtınıza sert bir tekme iner ve ve öyle bir düşersiniz ki, geldiğiniz yerin on kat dibindesinizdir artık. Ve buradan çıkmak eskisinden çok daha zordur.
En iyisi, Kin Hubbard'ın da dediği gibi:
"Paranızı ikiye katlamanın en güvenli yolu, bir kez katlayıp cebinize koymaktır." :)
Son olarak bana göre kitabın özeti mahiyetindeki şu alıntıyla incelememi bitiriyorum. Keyifli okumalar...
"... rulet tekerleğinin bir dönüşüyle her şey bir anda değişebilir..." #114768638