Gönderi

8/10
·516 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2021 18:18
Diğer incelemeleri okudum ve konudan bahsetme ihtiyacı duymuyorum. Sadece benim üzerimdeki etkisinden söz edeceğim biraz özel bir yazı olacak sanırım. Spoiler da içerebilir ve spoiler yemek istemiyorsanız bu yazıyı kitabı okuduktan sonra okumak sizin için daha sağlıklı olacaktır. Martin, henüz romanın giriş kısmındayken yeterince okumamış ve biraz da cahil diyebileceğimiz; öte yandan cahilliğin verdiği mutlu, hayat dolu bir adam. Bence martinin kadınlar üzerindeki etkisi de tamamen bununla ilişkili. Gelişme kısmında martin kitaplara uykusundan arda kalan tüm süreyi veriyor. Kütüphanede geçirdiği bu sürede işleyen zekasıyla çeşitli filozofların düşüncelerini benimsiyor ve hatta (sonlara yakın morseların evine gelen bir profesörle tartışmasında martinin savunduğu fikri martin kadar iyi savunan kişinin fikrin sahibi olduğunu söylediği bir an geçiyor) geniş algısıyla bu fikirlerle bütünleşiyor. (Bahsettiğim fikirlere karşı bu kadar yüzeysel kalmayı hiç istemezdim ama birikimim fikirkere dair konuşmam için asla yeterli değil) Sonuç kısmında ise martin çalışmalarının karşılığını misliyle alırken hayata dair umut ve sevgiyi hissedemiyor. Ruth'un gidişiyle hepsi içinde ölüyor. Bu kısımda martin çevresindeki herkesi mutlu ederken asla kendisi mutlu değil sık sık uyumak dışında hiçbir şey yapmak gelmiyor içinden. Ruth'dan da çok kısa söz etmek istiyorum. Ruth'a karşı içimde gizli bir öfke var çünkü martin'in sevgisine layık olmayan korkak bir kadın. Edebiyat fakültesi okumasına rağmen asla bakışını kendi sınıfından başka yöne çevirmemiş, sınıfından ona kalan ahlakıyla aslında kendine duvarlar örmüş. Ruth keşke bu kadar korkak ve zayıf olmayıp ailesinin dileklerini sevgisinden yüce tutmasaydı o zaman bu romanın kategorisi; otobiyografik roman mı sosyolojik mi yoksa macera mı diye dertlenmez bu bir aşk romanı der ve rahatlardık. Elbette o zaman sonda martin varoluşsal sorununu yenip aslında bireysel olarak var olamadığını anlayıp kendini bu dünyadan silmezdi. Beni en etkileyen kısmı ise martinin beynini kemiren kurt. O kadar doğru ki ve o kadar bu dünyanın özeti ki martini kemiren cümleler, etkisinde kalmamak imkansız Bu yazımın çok yüzeysel kaldığının bilincindeyim umarım bir sonraki okumamda kitabın sonundaki notlar benim için daha çok şey ifade eder ve bu incelememi okuduğumda yine şimdiki gibi yüzeysel baktığımı düşünürüm. Zırvaladığımı düşünürsem de sıkıntı yok çünkü bazen insanlar zırvalayabilir. Son olarak bir alıntıya yer vereceğim. “Martin Eden için neden biraz üzülmeyeyim? Martin Eden bendim. Martin Eden bir bireyci idi, bense bir Sosyalist. İşte bu nedenden ben yaşamaya devam ediyorum ve işte bu nedenden Martin Eden öldü. ... Bu kitap bireyciliğe bir saldırıdır. Martin Eden, başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda, uğrunda yaşayacağı hiçbir şey kalmaz. “ -Jack London-
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.