İslam ve batı medeniyetleri aralarındaki önemli farkları rağmen çatışmak zorunda değildirler. Bir arada yaşamanın asgari şartı herkesin kendi kalarak ortak iyide uzlaşmasıdır. Adil, katılımcı ve eşitlikçi bir dünya düzeninin anlamı herkesin aynı şekilde düşünüp yaşaması değil farklı görüşlerin bir arada var olma kararlılığını göstermesidir. İslam ve Batı medeniyetleri “iyilikte yarışan topluluklar” (maide 5:48) oldukları zaman bölgesel ve küresel barışa katkıda bulunacak ve belki de Kipling’i haksız çıkaracaklardır.
(İlk Nobel edebiyat ödülünü alan ve İngiliz sömürgeciliğine yazdığı övgülerle tanınan İngiliz şair Rudyard Kipling “Doğu Doğu’dur, Batı Batı’dır. Ve bu ikili hiçbir zaman bir araya gelmeyecektir; ta ki yerle gök tanrının
büyük hüküm kürsüsünde hazır bulunana kadar.” dediğinle Batı’nın Doğu algısının özelliklerinden birini dile getiriyordu. )
...
İSLÂM ve BATI
İBRAHİM KALIN
.
İbrahim Kalın Batı’nın Doğu’ya yani İslâm’a bakışını duru bir şekilde ispatlarıyla anlatmış. İspat derken ulaşılan yazılar, elde edilen verilen ve Batı’yı dünüyle, İslâm kaynaklarından aldığı besinle ve hatta bugünüyle, İslam’a karşı aldığı tavır ve görüşleriyle aktarmış okuyucuya.
.
Batı kendi dinini yaymak, her gelişmeyi kendinden göstermek, kendini medeniyetin temeli kılmak, güçlü kılmaktan ziyade kendini asıl Güç kılmak ve toplumunu İslam karşısında bir yenilgiye düşmüş göstermemek için müslüman kahramanları hristiyan ilan edecek kadar ileri gidebilir. Buna Kudüs Fatihi Selahattin’i, büyük Fatih, Fatih Sultan Mehmet’i örnek verebiliriz. Bunun yanında İslam’ı hristiyanlıktan çıkma, sapkın bir anlayış olarak gösterip, İslam’ın son Peygamberine hakaret edecek kadar da ileri gidebilir.
Batı’yı iyi anlamak gerekiyor ve bu önce kendini anlamaktan, İslam’ı iyi anlamaktan geçiyor. İslam derken yalnız din olarak anlamak ve yaşamak değil, İslam kaynaklarından haberdar olmak, bu kaynakları kullanabilmek ve bizden çalınanların neler olduğunun farkına varabilmek ki bu da elde olana sahip çıkabilmenin baş şartıdır diye düşünüyorum