Sedoa

@Odes
Spoiler
Puan vermedi·479 syf.··
2021 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2021 00:48
Okuduğum ilk Oğuz Atay eseri olmadığından yarıda bırakmadım romanı, sizin ilk olacaksa da kesinlikle bırakmamanızı öneririm. Atay'ın ciddi meseleleri alay silahıyla maskelemeyi seven ve bunu oldukça iyi başaran bir yazar olduğunu, burda Hikmetle yorula üzüle, üzerine gülümsemeyi aksatmadığınız anlarda daha iyi anlayacaksınızdır. Eşi Sevgiden ayrılıp, içinde Nurhayat Hanım, (dul kadın) Hüsamettin Tambay'ın (emekli Albay) da yaşadığı gecekonduya (3 katlı ahşap ev) taşınmasıyla akmaktadır roman. Hikmet, hayatta kim olduğunu, var olabilmek ve bunu sürdürebilmek için ne yapması gerektiğini Albayı ile yazdığı oyunlarda bulup anlamaya çalışır ya da kendini buna inandırıp sonunu içten içe bildiği hayatını yaşamaya devam eder-oyununu sonlandırana kadar-. Herkesten çok albay ile konuşan Hikmet, çoğu zaman albayın haberi olmaksızın bile konuşur onunla. Çok yoğun bir bilinç akışının bulunduğu bu romanda onu çok sevip benimsediğimden olacak "yaşayabilmesi" için çare aradığı bu yolculuk boyu, hangi sokaklardan geçtiğini hatta hangi çıkmazlarda yalnız başına kaldığını okuyup aynı zamanda hissederken, ortaya koyduğu hislerini, fikirlerini ne kadar değerli bulduğumu, ona en azından bu konuda yalnız olmadığını söylemeyi çok isterdim. Eserlerindeki karakterlerine kendinden çok fazla şey kattığını düşündüğümden Oğuz Atay'ın Tutunamayanlarında "kollarımı açıp tüm insanlığı kucaklamak istiyorum" sözlerinin, Tehlikeli oyunlarda "bütün insanlığı kucaklamak isterken neredeyse bu dünyanın altında eziliyordum" şeklinde bir değişime uğraması beni hâlâ üzer. Oyununun sonunda kendini öldürdü Hikmet. Yahut Hikmet öldü ve oyun sonlandı. Ama bunu yapmadan, -sf97de sözünü ettiği gibi- "bu dünyaya alışmamış ve alışmayacak olduğu adımlarında," hislerine, düşüncelerine, kim olduğunu anlamak için giriştiği meselelere şahit olma şansı tanıdı bize. Sağ ol canım Hikmet. "Ha-ha." Keşke o tren istasyonlarındaki turnikelere benzettiğin akıl hastanelerinin birinde olsaydık seninle. Kim bilir, belki bundan farklı olurdu bir şeyler, iki şeyler. Ha-ha. En azından nasıl insanlarla muhatap olduğumuzu bilirdik. "Bu kadar haklı olduğu halde, böylesine haksız görünmeğe dayanamamıştır. Kaçmakla, bir bakıma bütün dünyayı suçlamaktadır belki de. Böyle bir topluluğun içinde yaşayamayacağını anladığı için 'kaçmaktan' başka 'çare' bulamamıştır" sf:441 İyi okumalar.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.