10/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
Germınal Kitap İncelemesi İncelememe Germınal, Germınal diye haykırarak yumruğum havada başlamak istiyorum. Emıle Zola natüralizm akımının öncüsü Fransız yazar bu dev eserini 1885 yılında kaleme almıştır. Roman 1860 yılında Fransa’nın Montsou kasabasında geçer. Bu kasabanın tüm halkı geçimini madende çalışarak kazanır. Tüm aileler en küçüğünden, en büyüğüne çalışmak için madene iner. Bu öyle bir kasabadır ki, kendi bedenlerinin yanı sıra bastığı toprakları, içtiği suları dahi siyaha bulanmıştır. Romanımız baş kahramanımız Etienne’in bir gece vakti kasabaya ayak basmasıyla başlar. Romanda oldukça fazla karakter vardır. Biz ön planda olanları tanıyalım. Etienne: toplumsal olaylara karşı ilgili idealisttir. Grevinde fikrinin öncüsüdür. Hannebeua: madeni işletir ve Pariste’ki diktatörlerden emir alır. Maheude ve Maheu: maheude zor şartlardan yaşayan orta yaşlı madenci anasıdır. Maheu eşidir. Grev başladığında özellikle Maheude yıllardır yaşadığı hayata, haksızlıklara baş kaldırıp ön saftlarda korkusuzca duracaktır. Chaval: yükselme arzusuyla arkadaşlarına hainlik yapan maden işçisidir. Romanda en belirgin çatışma işçi sınıfı ve burjuva çatışmasıdır. Bir yanda yaşam mücadelesi veren işçi aileler, diğer yanda bolluk içinde yaşayan patronlar. İşçilerin ücretleri o kadar azdır ki karınlarını doyurmaya dahi yetmez. Madene sabahın dördünde gitmeye hazırlanırken yiyebildikleri kuru ekmek ve kahvedir. Ama kahvede günlerce aynı telveyi kullanarak kullanılan sudan başka bir şey değildir. Onların emekleriyle yaşayan burjuva ailelerin masalarında kuş sütü eksik değildir. Tek yaptıkları yemekten yemeğe gezmektir. Erkekler ve kız madenden dönünce önlerine yiyecek bir şeyler koymak gerekti, ne yazık ki henüz yemeden yaşamanın yolu bulunamamıştı. (105) Romanda ahlak kavramı yoktur. İnsanlar sefaletten mi? açlıktan mı? Bilinmez hayvanileşmiş gibidirler. Öyledir ki küçük çocuklar rahatlıkla otların arasında çiftleşip hamile kalabilirler. Erkeğine küçükten boyun eğen kız çocukları vardır. Dayaklara küfürlere karşı çıkmaz sükunet içinde kalırlar. Evin içerisinde ocak başında yıkanırken herkes çekinmeden soyunabilir yahut ocağın içinde sürücü kızlar üzerlerini çıkarabilir. Lambaların kızılımtırak ışığında onları iyi seçemiyordu, hepsi hayvanlar gibi çırılçıplaktı, ama tere ve kömüre bulanıp öyle kapkara kesilmişlerdiki çıplak bedenleri onu rahatsız etmiyordu. (357) Etienne madende işe başlamıştır ancak patronların çeşitli oyunlarla işçilerin ücretlerinin daha da düşeceği söylenir. Devrim bir kişiyle başlar! Bunun üzerine Etienne’in örgütlemesiyle grev başlamış olur. Önce grev sakinlik içinde sürer. Daha sonraları tüm aileler öyle bir duruma gelmiştir ki kimsenin evinde ocak tütmez olur. Dondurucu soğukta ne ısınabilir ne yemek yiyebilirler. Açlıktan bir deri bir kemik hale gelmişlerdir. Ancak açlığa daha fazla dayanamayacaklarını düşünen patronlar işçilerin sunduğu ücreti kabul etmezler. Bazıları sefalet içinde yaşarken, bazıları neden zengindi? fakirler neden zenginlerin ökçesi altında eziliyor, buna rağmen neden onların yerine geçmeyi umut edemiyorlardı? (194) İtaat ve kadercilik ile büyütülen insanlar bir noktada patlamıştır. Bu öyle patlamadır ki binlerce insan yürümeye başlar ve yol boyu her madene zarar vererek devam eder. Yakıp yıkıyorlardır. Bu grevden biri daha nasibini fena almıştır. Veresiye vermeyen yahut vermek için kızlarla birlikte olan adam grev kargaşasında, açlıkla gözü dönen binlerce insan bakkala saldırırken dükkanın çatısından ayak diplerine cesedi düşer kadınlar o anda ölen cesede nefretlerini kusarlar adamın erkeklik organını elleriyle koparıp bir sopanın başına takarlar. Mouguette adamın pantolonunu çekiştirerek çıkarırken, Levague bacaklarını havaya kaldırdı. Yanık Kadın, yaşlılıktan kupkuru olmuş elleriyle adamın çıplak bacaklarını aralayarak, ölü erkeklik organını avuçladı. Kendisini arkaya doğru vererek var gücüyle asılıyor, harcadığı çabadan ötürü kol kemikleri çatırdıyordu. Esnek deriler direndiği için durup bir kez daha asılmak zorunda kaldı, sonunda koparmayı başardı, bu kıllı ve kanlı et parçasını havada sallarken, zafer kahkahaları atıyordu. (426) Romanın dili yalındır. Sizi okurken madenin derinliklerine usulca bırakır. Nefesiniz daralır, madenin sıcak kuyularında terler dökersiniz. Açlığı anlatan sayfalarda ise mideniz kazınır, bir lokma ekmek ararsınız. Betimlemeler sıkmaz aksine sizi alır sayfaların içine bırakır. Romanda çok fazla tema bulunmaktadır. Mücadele, açlık, nefret, dostluk, aşk… Artık madeni korumaya çalışan askerlerle karşı, karşıya kalmışlardır. Burada halk onlarında kendilerinden olduğunu askerlerin silahlarını indirmesini ister ama askerlerin namluları hala halkın üzerine doğrudur. Bundan sonra kahramanca direnen birçok vatandaş ölmüştür şehir sessizliğe gömülmüştür. Açlıktan ölmeye başlayan çocuklarını gördükçe madene azar azar tekrar inmeye başlarlar. Az sayıda indikleri ilk gün payandaların onarımı tam yapılmamıştır ve maden çökmeye başlar. Üst bölümdeki işçiler kendini kurtarırken dipte kalanlar suların patlamasıyla boğularak, açlıktan yahut çökme sebebiyle ölmeye başlamıştır. Kurtarma çalışmaları yukardaki işçilerin canla başla çalışmaları faydasızdır. Onlara ulaşmak günler almaktadır ve yer altındaki işçilerin günlerce dayanması imkansızdır. Bu devasa insan öğütücü yıllardır yaptığı gibi yine işçileri öğütmüştü. Bir kişi hariç bu baş karakterimiz Etienne’dir. Orada kuyunun en üstlerine kadar çıkıp bir tahta parçasının üzerine sığınmış ve tahta parçalarını, kemerini yiyerek hayatta kalmayı başarmıştır. Etienne kasabadan ayrılırken, Montsou görüyordu. Toprak ananın besleyici sinesinden yaşam fışkırıyor, tomurcuklar patlayarak yeşil yapraklara dönüşüyor, tarlalar boy veren otlarla ürperiyordu. Her yanda tohumlar şişiyor, yukarı doğru uzanıyor, sıcağa ve ışığa ulaşma ihtiyacıyla toprağı çatlatıyordu. Taşan özsular fısıltılar çıkararak akıyor, çatlayan tohumlardan öpücük sesleri yayılıyordu. Arkadaşların kazma sesleri sanki yüzeye iyice yaklaşmışlar gibi giderek daha da belirgenleşiyordu.nu taptaze sabah vaktinde, güneşin yakıcı ışıkları altında, toprak işte bu uğultuya gebeydi. İnsanlar bitiyordu topraktan; karıkların arasında ağır ağır filizlenen, gelecek yüzyılın hasadı için boy atan ve yakında toprağı çatlatacak olan intikamcı, kapkara bir ordu yetişiyordu. (609) Kitabın kapağını kapatıp bende ayna karşısına geçip, önce daha önce neden okumadım bu kitabı diyerek kızdım kendime, daha sonra yüzümde var mı kömür karası diye bakındım. En son olarak aklımın kütüphanesinde Gazap Üzümleri, Ana olan rafa Germinal’da koydum. Üçü orda işçi kardeşler olarak bana gülümsediler. Kitabın basıldığı yıl: 2011 Yayınevi: Can Yayınları Yazarın adı: Emıle Zola Çevirmen: Volkan Yapçıntoklu Sayfa: 615 Fiyat: 22 TL Türü: Roman Bir diğer eseri: Gerçek #arzuaytan #Germınal
Edebiyat
GerminalEmile Zola · Can Yayınları · 201714,3bin okunma
·
223 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.