ÇOCUKLUĞUM…
Toplumcu gerçekçi akımının öncülerinden biri olan Maxsim Gorki köylü bir ailenin çocuğu olduğu için Rusya’nın Ninji kentinde geçen çocukluğum kitabındaki çocukluk yıllarını büyük başarıyla anlatmıştır.
Konusu hem bireysel hem toplumsal olan bu otobiyografik roman aile içinde yaşanan zorluklar karşısında yılmamayı da okuyucuya aktarmaktadır. Bütün duyguları bir arada yaşatan bu kitap, babasının yokluğunda dedesinin dayaklarıyla büyüyen Aleksey’in hikayesidir.
Neyse ki ninesi Aleksey’in her zaman yanında olmuştur. Aleksey zor ama bir o kadar da renkli bir hayat yaşamaktadır. Ona bu renkli hayatı, kitap boyunca edindiği ve tanımadığı birçok insan vermektedir. Adını bile acı ve yoksullukla dolu hayat geçirdiği için Rusça da “acı” anlamına gelen “Gorki” kelimesinden almıştır.
Aleksey kitap boyunca sevdiği insanların ölümleriyle yüzleşmektedir. Ve tabii onu üzen bir diğer olay ise Aleksey istemediği halde annesinin başka bir adam ile evlenmesidir. Aleksey’in artık bir üvey babası vardır. Kötü bir üvey baba…
Aleksey de dahil hiçbir çocuğun böylesi durum yaşayıp sağlam psikolojide olması neredeyse İMKANSIZDIR. Ama Aleksey tüm bunlara rağmen yine de iyi bir çocuktur.
Aleksey ninesi sayesinde Tanrı’ya ulaştı ve onu sevdi. Kendi hayatını bir arı kovanı gibi görürdü. Balın her zaman tatlı olamayacağı gibiydi çünkü hayatı , çoğu zaman acıydı. Aleksey artık içinde bulunduğu acı, tatlı ve hüzünlü hayata alışmıştı. “BAŞKA ŞANSI VAR MIYDI Kİ ZATEN” Artık duygularını yitirmiş, annesinin yokluğunu fazlaca hissetmeye başlamıştı. Tüm bunlar içinde bir yerde olurken Aleksey hala direnmekteydi, direncini yitiremezdi. Kendi hayatını yönetmeyi öğrenmeliydi.
Dedesinin verdiği öğüdü ilk defa dinledi “Var git insanların arasına karış” ve Aleksey artık insanların arasındaydı