En sevdiğim romanı incelemeden geçebilir miyim?; Tabiki de hayır.
En çok sevdiğiniz roman ne diye sorduklarında, okuduğum binlerce kitabi zihnimde eleme gereksinimi bile duymadan hatta düşünmeden onlara, "melekler ve şeytanlar" diyorum. Bu romanı okumamın üzerinden saniyorum 13 koca yıl geçti, o zamandan şimdiye ellerime ne romanlar geldi ne romanlar gecti ama hiç birisi bir "melekler ve şeytanlar" olamadi. Belki geçen zaman gözümde romani fazla büyütmeme sebep olmuş olabilir, belki şimdi elime alsam, 13 yil önceki sahip olduğum zihniyete sahip olmadığımdan üzerimde ayni etkiyi bırakamaz bilemiyorum, ama bu roman 19 yaşındaki beni , dolmus durağında ayakta romani okumaya devam ettirirken, dolmuşu kaçırtıracak kadar çok sevdirmişti.
Roman içeriğine gelir isek, ilk 100 sayfa, Brown'un diğer romanlarında olduğu gibi neredeyse hiç akmıyor ve insanın uykusunu getiriyor, ama sonra kendinizi Roma'nin en bilinen ve bilinmez yerlerinde, kimsenin giremediği tarih sanat arsivlerinin içinde ya da michelengelo gibi buyuk sanatçıların eserlerinin karşısında buluyorsunuz. Ulluminatiyi inceliyor, bilim ve dinin çatışmasını algilamaya calisiyorsunuz. Kitabin her satırında yazar sizin beyninize, tarih ve sanat ile alakalı bir cok bilgiyi, siz hiç sıkılmadan sokusturmus oluyor. Tam bir zip haline getirilmiş ansiklopedi gibi. Üstelik aksiyonun ust seviyede ilerlediği ve romanin sonunda guzelce ters köşe olacağınız bir kitap.
Oyle ya da böyle herkes Dan Brown okumalı, melekler ve seytanlar ise bana göre Brown'un en başarılı romanıdır.