Puan vermedi·662 syf.··
2021 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 09:08
Simone de Beauvoir’un aşık olduğu tek erkek olduğunu söylediği Nelson Algren'e 1947-1964 yılları arasında yazdığı 304 mektubu okumak çok ilginç bir deneyimdi. Beni ilk şaşırtan - ve sevindiren 'İkinci Cins' i yazarken aynı anda bir erkeğe 'küçük kurbağan' imzalı mektuplar yazıyor oluşuydu. 'İnsanın tek bir yüzü yoktur'un kanıtı gibi sanki bir yandan bir erkeğe aşkı için yalvarırken öte yandan feminizmin temel kitaplarından birini yazıyor oluşu. Şekilciler için güzel bir örnek olacaktır bu anlamda. Diğer yandan ne aşktan çok dostlukla sevdiğini söylediği ve herkesin evli olduklarını zannedeceği kadar yakın olduğu Sartre ile ne de delice aşık olduğu Algren ile bir yuva kurmayı hatta kendisine ait bir evi olmasını istemeyişini, büyüdüğü evi anlattığı satırlarda anlıyoruz. Yorgun ve mutsuz bir anneyle büyüyen kız çocukları başka bir yaşamın mümkün olduğunu gördüğünde diğer türünden olabildiğince kaçmaya çalışıyor demek ki. Beauvoir’in de yaşamında kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın örneği ve okuyabileceği kitaplar var. Başka bir hayatın mümkün olabileceğini düşünebiliyor böylece. Ben biraz daha zihninin inşasına ve kitapların yazılışına dair ve biraz daha politik bir yaşam hikayesi okuyacağımı düşünmüştüm. Bu anlamda pek doyurucu olmasa da entelektüel çevrenin, edebiyatçılığın ve aşkın yoğunluğu altı yüz küsur sayfayı zevkle okutuyor. Beauvoir bütün duyguları o kadar yoğun yaşıyor ki yazdıklarının neden bu kadar etkili olduğunu - kendisi hiçbir zaman anlayamamış ama- anlıyorsunuz. Aşkı, dostluğu, korkuları ve nefreti her zerresiyle yaşıyor. Bir aşkın başlaması, zirveye ulaşması ve sönmesi sürecini izlemek hele duyguları böyle yaşayabilen birinin kaleminden, çok etkileyiciydi. #simonedebeauvoir #aşkmektupları #birannedoğdukitap
Aşk MektuplarıSimone de Beauvoir · Gendaş Yayınları · 068 okunma
·
245 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.