Dostoyevski... Binlerce yazarın içinde ilk iki sıradan birinin sahibi bende. Okurken kendimi unuttuğum, unutuş sayfalarında tekrar kendimi bulduğum güçlü kalem. Ve bu kalemden bir Raskolnikov çıkmıştır. Doğru ve yanlışın arasında amaçsız dolanan, ruhunun çöküşünde kendini yücelten, vicdanı ve aklı arasında kendini kaybeden bir Raskolnikov. Okurken Raskolnikov'un sesini duyarsınız cümlelerde, bedenini görürsünüz kelimelerde. Genç bir ruhun yızlaşmış bir toplumda damla damla kanını akıttığını görürsünüz sayfalarda. Haykırır Raskolnikov! Sayfalar boyunca benliğini anlatmaya, amaçlarının haklı olduğuna sizi ikna etmeye çalışır. Tuhaf olan da budur; bir suçun suç olup olmadığını düşündürür size. Sorar okuyucuya Raakolnikov: "Suç mudur gerçekten, topluma beş paralık faydası olmayan bir tefeci kadını, topluma yarar sapkayacağımın bilincinde, hayatta kalabilmek için öldürmem?" Okuyucu sorar kendine: "Suç mudur gerçekten?" Dostoyevski'nin kalemi burada devreye girer işte; düşündürür, kelimelerin içine hapseder sizi. Raakolnikov, yaptığı şeyi her ne kadar suç olarak görmese de, ilk andan itibaren ceza devreye girer. Maddi bir ceza değildir bu, o kanlı balta Raskolnikov'un ruhuna iner. İki tane hayalet Raskolnikov'u vicdanına hapseder. Suçun cezası buradadır işte; ruh ve vicdan el ele verir, Raskolnikov'un hayatını kemirir. Kaçsa da kurtulamaz esaretten, her bakış "Sen katilsin!" diye haykırır derinlerden. Ve vicdanındaki hayaletler önce onu ruhuna hapseder, onun bilincini ele geçirir, ardından Raskolnikov'u itirafa mecbur eder. Ama sanki iş birliği yapmış gibi hiç kimse ona inanmaz, herkes onu vicdanına sürgün eder. Sonya... Katilin günahsız aşkı! Aşkına bile kalbi yetmez Raskolnikov'un, vicdanını temiz bir yüreğe hapsedemez. Karabasanların sardığı beynine artık hükmedemez. Ve sonunda örülen ağlarda verir nefesini. Sibirya... Vicdanının ateşini Sibirya'nın soğuğunda söndürme zamanı... Gisen bir gençlik, hayaletlerin ona reva gördüğü bir ceza. Okurken düşünürsünüz, Raskolnikov'un amacı gerçekten doğru mudur diye. Raskolnikov suçlu mudur, dersiniz kendinize. Ve kararınız şu olur: "Hayır, artık suçlu değildir." O cezasını vicdanında çekmiş, ruhunu hapsetmiştir. Özgürce yürürken bile aslında yanında taşıdığı demir parmaklıkların arkasına hapsolmuştur. Güçlü bir kalem, Dostoyevski... İnsanı vicdanıyla düşündürüp, ona kalbiyle karar veriden Dostoyevski... Üç kere okudum, her seferinde ruhumu Raskolnikov'un vicdanında, aklımı Raskolnikov'un ruhunda kaybettim. Her seferinde Raskolnikov'u benliğimde hissettim. Bu sayfaları bana hediye eden Dostoyevski'ye sonsuz teşekkürlerimle...