Puan vermedi·359 syf.····Okunma: 16 Nisan 2021 14:00 · Merhabalar kitap yorumuma geçmeden önce kitabın adının ne anlama geldiğini kitaptan bir alıntı bırakarak söylemek isterim size.
"Dağdan odun getiriyordum. Herkes ona odun diyordu; iki heceyle, od-un işte, ateş veren şey... Ama ben onun ilk hecesiyle ilgilendim, ateş olan kısmına, gönüllerde aşkı tutuşturan alevli kısmına, 'od' a talip oldum. Herkes dağa odun için gittiğimi sanıyordu ama ben 'od' için gidiyordum..."
İskender Pala'nın okuduğum ilk kitabıydı. Seneler önce elime alıp bırakmıştım iyi ki o zaman bırakmışım şuan aldığım tadı o zaman alamayacaktım eminim ki. Kitabın konusuna geçecek olursak Yunus Emre'nin hayatını kendi ağzından dinliyoruz. Tasavvuf yolunda nasıl yoğrulup pistigini bunun yanında kendi dünyevi hayatını okuyoruz kitapta. Kitabın başından sonuna kadar Yunus'un Sitare'ye olan aşkı beni çok etkiledi
Sitare'nin aşk tasvirini Yunus şöyle dillendiriyor.
..."'Yunus!' dedi, parmağını kalbimin üzerinde gezdirerek, "Burası kalbinin en değerli yeridir. Burada siyah bir nokta vardır. Canın canı, sevenin Cananı buradadır. O nokta yoğun bir kandan ibarettir. Adına 'süveyda' yahut 'sevda' derler. Çünkü sevda, Kara talih içinde, o kara kan damlasında büyür. Bütün tecelli denizleri, bütün aşk fırtınaları, işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır. Aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip dağıtırsa, parçaları bütün vücuda dağılır. Aşk işte bu dağılmanın adıdır ve o dağılırsa aşık artık ne yaptığını bilmez olur..."
Kitapta sadece Yunus'un dervişlik hikayesini değil Sitaresini, İsmail'ini, İbrahim'ini bu yolda çektiği acıyı, üzüntüyü, sabrı,sevgiyi okuyoruz.Molla Kasım, Tapduk Emre, Mevlânâ, Hacı Bektaş Veli de Yunus'un bu yoldaki şahitleri oluyor bize. Aslında size çoğu şeyi anlatmak isterim fakat alıp sizinde bu güzel kitabın içinde kaybolmanızı istiyorum.