·651 syf.····Okunma: 04 Temmuz 2020 00:13 Her ne kadar uzun süredir varlığından haberdar olsam da Haruki Murakami’yi ilk kez yakın bir dönemde okudum. Kitaplığımda Murakami’ye ait 3 kitap vardı ve ben de en bilinen eseri olan Sahilde Kafka ile başladım. Öncelikle şunu söylemek isterim. Murakami gerçekten inanılmaz betimlemelere sahip bir yazar. Benzetme yaptığı şeyle hiç ilgisi olmayan benzetme cümleleri gerçekten hikayeye ayrı bir tat katmış.
Açıkçası kitap başlar başlamaz bir anda oldukça gizemli bir hikayenin içine giriyorsunuz. 15 yaşında evden kaçan Kafka Tamura’nın hikayesi ve bu hikayeye paralel bir şekilde ilerleyen geçmişten gelen gizemli bir olay. Kitaptaki tüm karakterler kesinlikle çok güçlü. Metaforlar inanılmaz. Gizem harika. Kitapta ara sıra karşımıza çıkan ilginç esprili bir dil de var. Açıkçası ben bu dili en fazla Hoşino ve Nakata’nın yolculuğu sırasında hissettiğimi söyleyeyim. Hatta bazı yerlerdeki diyaloglar sesli gülmeme bile neden oldu. Ama gelin görün ki kitabın son kısmı beni bir miktar üzdü.
Spoiler vermek istemediğim için çok detaya giremiyorum ama şöyle söylemek gerekirse benim açımdan bir şeyler havada kaldı. Tüm hikaye boyunca gizem ve birtakım doğaüstü olayların çok güzel harmanlandığı bu hikaye benim beklentimi karşılamayacak bir sonla bitti ne yazık ki. Sonradan başka yorumlardan anladığım kadarıyla bu durum yazarın tercih ettiği bir yöntemmiş. Ama yine de eğer daha önce Murakami okumadıysanız ve vaktiniz varsa kesinlikle çok farklı bir kafada yazılmış olan 653 sayfalık bu kitaba bir göz atmanızı öneririm.