Normal ile anormalin ayırdımını muallak tutan tanımlar alemine karşı, kitap eleştirel bir bakış geliştirmektedir.
Kitapta, ''Deli olmanın kıstası ne? Gerçek mutluluk, koşulları küçümsemekten mi geçer? Hakikati gören insan, acıyı göremezden gelme cüretini gösterebilir mi?'' sorularının cevabı aranmaktadır.
Hayatın köşesinden gerçekliğin rüyasına yatan Andrey
-doktor-, kasabada kimsenin onu anlamadığını düşünür. Kasaba halkının tek isteği, kart oynayıp zaman geçirmektir. Düşünülmeden atılan her adıma karşı tahammül edemeyen doktor, zamanını sadece düşünerek geçirir. Düşünme sürecinde vardığı temel yer ise Stoacı felsefedir. Bu bakış açısına karşı çıkan Garamov'un -6. koğuşta yatmaktadır-, bu konu hakkındaki görüşü ise, ''Zenginliğe, hayatın sağladığı rahatlıklara kayıtsızlığı, acıyı ve ölümü küçümsemeyi vaaz eden bu öğreti, büyük çoğunluk için tamamen anlaşılmazdı, çünkü bu çoğunluk ne zenginliği ne de hayatın sağladığı rahatlıkları tatmıştı.'' bu yöndedir. Andrey, başına gelen olaylar silsilesi sonucunda Garamov'un makus kaderine ortak olmuş, bu ortak nokta ise Garamov'u haklı çıkartmıştır.
Kitaptan çıkarımım ise; hayatın gizeminin, hayata karışarak öğrenilebileceğini ve yapılacak felsefenin de hayatın içinden olması gerektiği yönündedir.