Puan vermedi·172 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Nisan 2021 18:23 Otomatik Portakal..
Bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında yazım dili, kurgusu, düşüncesi en farklı olan sanırım bu kitaptı. Sanırım değil kesinlikle bu kitaptı..
Ayrıca ilgimi çekmesindeki en büyük pay, yazarımızdı.
Anthony Burgess.. Yazarımız, bi anda hasta olduğunu, iyileşemeyeceğini ve ömrünün çok az kaldığını öğrenir. Karısının geçimini düşünerekten kitaplar yazmaya başlar. Gün gelir ve hastalığının yanlış teşhis olduğunu ve gayet iyi olduğunu öğrenir. Ama bunun sonrasında hayatına bilinen bir yazar olarak devam eder.
(Bence öleceğinden çok eşiğinin geleceğini düşünüp hareket etmesi çok güzel bi tutum bana göre. )
Kitabımıza dönecek olursak..
Sokak aksağanı, jargonu bayaaa var. Bi çok okur yada okuyacaklar tarafından rahatsızlık duyulabilir. Ama kitabı ayıran bi özellik olarak görebiliriz bunu.
Baş karakterimiz Alex..
Ve çetesi.. Pete, Aptolof, George.
Bi dünya düşünün, iyilik adına bişey kalmamış.
İnsanlar evlerinde ama korkuyla evlerinde..
Sokaklar, cinayet merkezleri gibi bi hâl almış. Hırsızlık, yan kesicilik, haraç alma, yol kesme, adam dövme, bolca kan ve aksiyon içeren daha bi çok şey.. Alex ve çetesi de tam olarak bunları yapan bi grup. Günler günleri kovalar ve her gün böyle kavga dövüşle geçerken, gün gelir ve Alex ihanet sonucu polislere yakalanır, hapse düşer. Hapiste ise hayatının trajedisini yaşamak zorunda kalır.
İlk defa yapılacak olan bi deneyin ilk kobayı olur..
Bu deneyden sonra hayatıda değişir.. Yapıp yapamayacakları sınırlanır..
Kitabı okurken günümüzle karşılaştırma yapmamak elde değil. Kötüyü yada iyiyi değerlendirmeye başlıyosunuz kitaptan sonra. Bilinçaltına işleyen bi yönüde var elbette ki kitabın..
Açıkcası kitaba dair söylenecek daha çok şey vardır muhakkak. Benim gözümden kaçan düşünceler bile olmuştur. Okuyun, bakalım okuyanlar neler hissedecek.