Puan vermedi·238 syf.····Okunma: 20 Nisan 2021 20:27 Pulsu Kıtalar Atlası, rüyalar vasıtası ile dünya haritası çizmek isteyen kahraman Uzun İhsan Efendi ve oğlu Bünyamin üzerinden şekillenen olaylar üzerine kurulu. Bu olayların altına inildiğinde ilk bakışta birbirinden bağımsız gibi görünen ama sonradan ustaca birbirine bağlanan iç içe geçmiş öyküler bulunuyor. Öykülerin her biri doğaüstü olayları, dinsel ve alegorik unsurları içinde barındıran efsanevi bir kurmaca ile anlatıyor. Yazarın her bölümün girişinde yer verdiği bu öyküler aynı zamanda kahramanların asıl kimlikleri hakkında bilgi sahibi olmamıza da kapı aralıyor.
Düşünde gördüğü dünyayı yönettiğini düşünen Uzun İhsan Efendi'nin romandaki varlığı çok belirgin değildir. Sadece birkaç bölümde esas olarak karşımıza çıksa da aslında arka planda varlığını hep sürdürür. Bunu okur da sezinler. Kitabın ilerleyen sayfalarında yaşananların bir düş mü ya da gerçek mi olduğu okuru düşündürür. Kostantiniye'de farklı zaman aralıklarında yaşayan kahramanları ustaca bir araya getirir yazar. Kahramanların arasındaki bağlantıyı, zamansal ilişkiyi ve olayları düşünürken sayfaları nasıl çevirdiğimizi anlamayız çoğu zaman.
İhsan Oktay Anar'ın rüya ile gerçek arasında kurguladığı bu roman bizi yüzyıllar ötesine götürür. Osmanlı'nın ruhunu sözcüklerle işlerken aynı zamanda okuru tenha ve karanlık arka sokaklarda dolaştırır. Birkaç farklı teknikle kurgulanan romanda yazar; tarih, felsefe, kimya, mitoloji ve din gibi birçok konuyu harmanlayarak mizahi öğelerle beslenen ironik bir üslupla karşımıza çıkarır.
Her bir sayfasını heyecanla çevirdiğim bir romandı Puslu Kıtalar Atlası. Dopdolu bir içerik ve hayretler içerisinde bırakan kurgusuyla aynı zamanda beş altı kitap okumuş olmanın hissini bıraktı üzerimde.