#metoo tacize, tecavüze uğramış ve suskunluklarını bozan bireylerin sesi olan bir sosyal medya hareketi.
#sendemi kitabı da, yaşadıkları ağır ve hasar bırakan bu travmaları başkalarının yaşamaması için cesaretle dillendiren yirmi beş farklı yazarın sesi.
Yaşanılanların “açıkça” dillendirilmesinden “rahatsız olduğunu” ifade eden yorumlar okudum. Hareketin amacının zaten yok sayılan, duyumsanmayan,toplum ve aile baskısıyla susturularak duygusal,bedensel ve mental olarak “rahatsızlık” içindeki bireylerin sesleri hatta acı çığlıkları olduğunu anlamak bu kadar mı güç?
Tüm dünya coğrafyasında; yaş,cinsiyet ayırt etmeksizin uygulanan cinsel şiddetin bahanesi olmayacağı gibi, içeriği hassas ve okuması her ne kadar zor olsa da yaşanılanların dillendirilmesinden rahatsız olamayız, olmamalıyız. Düşünün lütfen, okurken dahi tahammül edemediğiniz bu satırları o insanlar bizzat yaşadılar, yıkımı tahayyül edebiliyor musunuz?
Kitapta yer alan Batşeba isimli bölüm ise başka bir tartışmanın konusu oldu. Eski Ahit’te ve İncil’de anlatılan Davut ile Golyat’ın meşhur hikayesinden hareketle güzelliğiyle dillere destan Batşeba tarafından baştan çıkarılarak günaha yönelen erkek figür üzerinden, yaşadıklarını kendi inanış değerleri ve düşüncesiyle ilintilendiren yazarı kendi inanış konjonktürümüz üzerinden yargılamak sadece “ötekileştirmek” olur. Hepimiz aynı düşünce ve inanış değerlerine sahip olamayacağımız noktasında hem fikirken Kâfirûn Suresi,1-6. ayetleri hatırlatmak isterim.
Tolstoy, “İnsan acı duyabiliyorsa canlıdır, başkalarının acısını duyabiliyorsa insandır,” der. Cinsel şiddet sustukça artar ve failin suçudur. Sessiz kalma! Değişimin seninle başlayacağını unutma!
Sen yoksan bir eksiğiz ! Sen de mi?
Sen de mi?Janet Gurtler · Martı Yayınları · 202180 okunma