1000Kitap Logosu
Meltem Bige
TAKİP ET
Meltem Bige
@Meltembige
Fizik Mühendisi / Editör
Yüksek Lisans
Gaziantep
269 okur puanı
17 Oca 17:03 tarihinde katıldı.
242
Kitap
207
İnceleme
344
Alıntı
0
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Meltem Bige
Paragone - Sanatların Karşılaştırılması'nı inceledi.
115 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Leonardo da Vinci’nin ölümünden sonra öğrencisi “Francesco Melzi”nin onun notlarından derlediği Resim Kitabı’nın ilk bölümü, #paragonedellearti (Sanatların Karşılaştırılması) ya da kısaca Paragone (Karşılaştırma) adıyla bilinir. Vinci resmi temel alarak onu özellikle heykel, şiir ve müzikle karşılaştırır. Bu karşılaştırmayı yaparken resim sanatının bilim ve felsefeyle olan ilintisine değinir. ‍️Kitabı okuyan kimileri Vinci’nin resim sanatını överken şiir ile yaptığı karşılaştırmasını fazla acımasız bulmuşlar. Kendisinin düşüncelerine dair cümlelerini buraya bırakıyorum, yorumu da size… “Sözleri kurgulama açısından şiir resmi aşar, olguları kurgulama açısından da resim şiiri aşar ve olgular ile sözler arasındaki fark ne ise resim ile şiir arasındaki fark da odur; çünkü olgular gözün konusudur, sözler ise kulağın... Duyular arasındaki ilişki, bu duyguların nesnelerin kendi aralarındaki ilişki ile aynıdır; bu yüzden de resmin şiirden üstün olduğu kanısındayım ama resimle uğraşanlar onun hakkını dile getiremedikleri için, resim uzun süre savunucusuz kalmıştır, çünkü resim konuşmaz, Kendisi yoluyla kendini sergiler ve olguları temel alır; şiir ise sözleri temel alır ve bu sözlerle coşkuyla kendi kendine över.” Oysa Vinci resim ve heykel karşılaştırmasında kendisi de bir heykeltraş olmasına rağmen resmin neden daha üstün olduğunun altını çizerek anlatır ve şiirden daha çok yerer. Ne derler bilirsiniz : “Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur.” Müzik hakkındaki ihtimamına ve fikirlerine de katıldığım Vinci müziği, resmin kız kardeşi olarak adlandırır. “Ressam gördüğünü müzisyen ise işittiği sesleri aşamalı düzenlerine göre aktarır,” der. ‍ Velhasıl, sıra dışı bir sanatçının düşünce dünyasında gezinmek isteyenler ve güzel sanatlar ile ilgili metinleri okumaktan hazzedenler için ölümsüz bir eser. Sanatçının muhteşem çalışmalarını okuduğunuz yerde doya doya izlemek de sevdaya dahil Paragone - Sanatların Karşılaştırılması
1
Meltem Bige
Gece Köpekleri'ni inceledi.
248 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Gece Köpekleri bir gündüz düşü… Sadece “uyanmış” olanların görebileceği bir imge.. Sevilmek ve onaylanmak derdi olmayanların, kendini ve hayatı kabullenenlerin, ölümüne yaşayanların hatta ölümü öldürenlerin görebileceği … Kişinin kendine en dürüst olabildiği an, “Gerçek kendisi” ile yüzleşebildiği andır bence… Hani Auster’ın dediği gibi “Hiç şöyle bir adım geriye çekilip kendinize ve hayatınıza bakmayı düşündünüz mü?” O bedenin içinden sıyrılıp tüm ruhunuzla anılarınıza, kendinize ve size dair her şeye bakmaktan söz ediyorum. Hayatımızda her şeyin zamanını beklediği “o an” algısıyla… Sahip olduğunuz bedende yaşamış olmanın nasıl bir şey olduğuna dair? @sleventkarakoc Bedeninin fenomelojisine kulak verip hayatının külahını önüne koyarak dürüstçe yargılayanlar için bir hayat dökümü yazmış. Kimi kalemler efsunludur bana göre. Ne yazdığı, nasıl yazdığı muammadır o kalem ehlinin. Biraz sergüzeşt biraz meczup ruhlarının yansısı biraz kurgu biraz gerçektir. “Hayaller -Hayatlar” oratoryosunun hem bas hem tiz sesidir onlar. Onanma derdi gütmedikleri için çekincesiz yazarlar. Toplumsal sınıf ayrımcılığının tillahını yapan âhlak mazbatalı pür-i pak’lar , etik değerler ve toplumsal tabular hakkında çekinmeden, sümen altı etmeden yazdıklarına burun kıvırabilirler. #dedimolabilir ‍️ Velhasıl, hatırlanan merhametin unutulan zulümle kardeşliğini, korkunun cesaret libası giydiğini, mutsuzluk zamanlarında mutluluk vaktini anlatan bu dehliz aydınlatan kitabın içtihatlarına bilhassa dokunmayacağım vesselam. Ki büyüsü size, sırrı bana kalsın… MEREK’i merak edin. Kendinize bir iyilik yapın ve bu kitabı edinin. Gece Köpekleri
Gece Köpekleri
Okuyacaklarıma Ekle
3
Meltem Bige
Orsinya Öyküleri'ni inceledi.
224 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Orsinya… Var olmayan bu diyarın adı Latinceden faydalanarak, yazarın adını çağrıştıracak biçimde türetilmiş. Le Guin, sekiz yüz yıl öncesinde bir Avrupa ülkesi olarak düşündüğü Orsinya’yı sadece kendisi için yaratmış. Orsinya… Ortaçağ kalelerinin, surlarla çevrili şehirlerin ve kadim tanrıların mesken tuttuğu, dağlara uzanan tren raylarının diyarı… Çekya ve Macaristan gibi Orta Avrupa ülkelerinin tarihçelerinden esinlenerek tasarlanan bu ülkenin 1150-1965 yılları arasındaki 11 farklı döneminde geçen 11 öykü bulunuyor. Yazarın kişisel bakış açısıyla dünya tarihini ve politik olayları değerlendirdiği Orsinya Öyküleri, başkaldırı, şiddet ve aşk öyküleriyle mükemmel bir okuma şöleni. Orsinya Öyküleri
Orsinya Öyküleri
Okuyacaklarıma Ekle
1
Meltem Bige
Elleri Titremeden Ateşi Tutabilene'yi inceledi.
240 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Kitabı elime aldığımda bana hatırlattığı ilk şey, #oscarwilde alıntısıydı. “Bu gece günceme yazacağım.” “Neyi?” “Ateşten eli yanan çocuğun, ateşi sevdiğini…” Kalbini kaptırmış genç bir yazar, zenginliğe kavuşmuş bir köle ve Mavi Manastır'ın avlusunda öğretiye kulak verenler, hepsi ellerini ateşe daldırmak ya da küllerle oyalanmak arasındalar. Bilgeliğiyle öne çıkan karakterler, zaafları ve yaralarıyla “-e rağmen” hayata tutunmaya çalışanlar, dünyanın alayişine kapılanlar ve zor da olsa kendini kurtarmayı başaranlar… Yaşam, ilişkiler ve içsel yolculuğa dair mistik unsurlarla bezeli kitap türü sevenler için keyifli bir okuma vaat ediyor. Elleri Titremeden Ateşi Tutabilene
Elleri Titremeden Ateşi Tutabilene
Okuyacaklarıma Ekle
2
Meltem Bige
İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında Başlar'ı inceledi.
237 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
İnsan mutlu olmak için gereken her şeye sahipken neden kendini mutsuz hisseder? Motivasyon eksikliği, müzmin melankoli, anlam kaybı, hayal kırıklığı, bıkkınlık, geçmişin esaretinden kurtulamama, geleceğe dair kaygı… Bir avazda aklıma gelenler bunlar, kaldı ki tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan ruhsal bir sorun bu. “Akut rutin…” Rutinin yeknesaklığından, sıkıcılığından dem vururuz öyle değil mi? Oysa ben hep tersini düşünmüşümdür, rutin bazen iyidir … Birbirini izleyen tren katarları gibi üst üste gelen felaket senaryolarıyla mukayese edince rutin elbet iyidir. Ama dolap beygiri gibi aynı rutinin içinde dönüp duruyorsan; bak işte, orada sorun var demektir! Elbet mutsuz olursun. Camille de mutlu olmak için gereken her şeye sahipken mutsuzdu, hem de çok… Tesadüfe bakın ki bir cuma gecesi ( #hollyfriday ) Paris'in uzak bir banliyösünde trafik kazası geçirip rutinolog Claude Dupontel’le tanışana kadar… Claude ona kartını verdiğinde, yaşayacağı şaşırtıcı deneyimlerin hayatını nasıl değiştireceğinden habersizdi. Kıssadan hissem: “Eğer, yenıden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doguşu izler, Daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim. Görmedigim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım. Yeniden başlayabilseydim eğer,yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında Başlar
3