Puan vermedi·419 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Nisan 2021 03:43 Berna Moran"Bir Huzursuzluğun Romanı: Huzur" makalesinde romandaki çatışmayı güçlü bulmaz ki gerçekten okuduğumuzda dolu dolu bir çatışma ve ikilem hissedemiyoruz-özellikle başkahraman Mümtaz'da-
Ancak ekler: Huzur'u okutan romandaki çatışma değil, Tanpınar'ın dünyaya ve hayata belli bir kültür düzeyinden, ince bir zevk be duyarlıkla bakışıdır. Gerçekten de okurken insanı büyüleyen bir üslubu var bu romanın ve Tanpınar'ın. Okurken kelimelerden lezzet alıyor insan. Roman, suyu tükenmeyen bir kültür çeşmesi adeta. Tanpınar'ın İhsan üzerinden verdiği fikirler de bir o kadar doğru.
Bu arada romandaki İhsan, Yahya Kemal'i temsil ediyor.
Mümtaz da Tanpınar'ı. Yahya Kemal de Tanpınar'ın hocasıydı zaten ki İhsan da Mümtaz'ın fikirleriyle olgunlaştığı ve fikirlerinden etkilendiği "ağabeyi"dir romanda. Otobiyografik bir özelliğe de sahiptir Huzur.
Dikkatimi çeken ise huzur kelimesinin romanda çok az geçmesi. Sayfa 379'da
"Neden böyle oldu, niçin herkes bana böyle yükleniyor? Huzurdan bahsediyordu. Peki benim huzurum nerede kaldı?" kısmında geçiyor kelime. Onun dışında başka yerde kullanılmadı yanılmıyorsam.
Peki benim huzurum nerede kaldı, sorusu da romanın ve Mümtaz'ın özü bana göre.