·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Nisan 2021 01:06 Delirdi diyoruz da neden delirdi diyemiyoruz? Delirmiyorlar, delirtiliyorlar, delirmekten başka çare bırakmıyorlar...
Tezer Özlü’nün Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabının ardına bunu okumak benim adıma çok yanlış bir seçim olmuş çünkü çok ama çok fazla geldi, psikolojikmen aşırı yordu. Sağlam ve yerinde bi kafayla okumak gerektiği kanısındayım çünkü çok gerçekten çok sarsıyor insanı.
Kitap delirerek ölenlere ithaf edilmiş. Şu şekilde başlıyor “Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.” Kitap başladığı andan itibaren çok tedirgin etti. Bu tedirginlik son cümleye kadar sürdü tabii ki o kadar çok sıkmışım ki kendimi kapağı kapatınca yorulduğumu hissettim. Toplamda 21 öykünün 21 kadınını da o kadar iyi anladım ki. İnsan düşünmeden edemiyor ben bu öykülerin neresindeyim, ya da o kadınlardan herhangi biri de ben olacak mıyım? Çok rahatsız etti bu düşünce. Tıpkı bu kitap gibi...
Kadınlara dair, kadınlar için, kadınların sustukları, yaşadıkları kolay olmayan her şey var kitapta. Tamamen kadınların acılarıyla beslenmiş bu kitap.
Ayrıca Bahadır Baruter çizimlerine de değinmemek olmaz... Öyküler kadar etkileyici ve ürkütücüydü.
Bana farklı bi perspektif katmadı, çünkü farkındayız biz kadınlar genel olarak umarım bir gün farkında olmayanlara da ulaşır da tepeden tırnağa sarsar.
Bir kaç alıntıyla son vermek istiyorum;
"çocuğum hayat gerçekten muhteşemdir. şarkılar da muhteşemdir ama hayat onlardan daha muhteşemdir. hayat bu kadar muhteşem olmasaydı çocuğum, o şarkıları melodi melodi ezberleyecek şevki nasıl bulabilirdik, değil mi ya!"
"bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez. işte bu yüzden, bu şehirde ben her gün kendimi defalarca öldürürüm. bomba olur patlarım; kulesinden, köprüsünden aşağı atlarım. elimde bir bıçak her yerime saplarım. tavandaki bütün ipler kendimi asmam için sallanır. arabalar önlerine atlamam için yol alır. denizinde, lağımında, çöpünde kimliksiz cesedim. kimsesizler mezarlığında daracık çukurlara sığar dev cesaretim."
"girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış.”
"deliliğinden kurtulmaya çalışmamış mı hiç?
hayır. o çok sevmiş deliliğini."