·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Nisan 2021 02:06 Öncelikle spoiler içerebilir
Bir kitabı okumaya başlarken, içinde olduğum duruma göre kitap seçip okumanın zevki çok başka oluyor. Çünkü bu kitabı bitirdikten sonra, birçok konuda değişen bakış açım, kendimi gözden geçirmem, hayatımı gözden geçirmem, hayata dair oluşan yeni fikirler..
Ölmek istemek, her ne kadar dile çok dolanan, herkesin ağzında sakız olan bir durum olsa da, gerçekten ölümü düşünüp her şeyi göze alıp kendini öldürmek çok başka bir şey.
Ve Veronika buna karar vermiş bir kız. Aslında hayatı çok normal, düzenli iş git gel, sevgililerle yapılan aynı etkinlikler, bir ev, bir şehir.. Tek sorun her şey hep aynı. Her gün aynı hayata uyanmak ve bu hayatın değişebileceğine dair bir inancın olmaması Veronika'yı ölüme sürükleyen şey oldu. Sanırım onu çok iyi anlıyorum bu konularda.
İntihar girişimi ve akıl hastanesine yatış. Aslında hayatımızda tam her şeyin en dibe vurduğunu düşündüğümüz zamanlar bizim tam da çıkış yolu bulduğumuz ve hayatımız değiştiği anlar olabiliyor. Ki bunu bu kitapta çok net gördük..
Gelelim akıl hastanesine. Ki beni burası çok çekmişti. Deli diye adlandırılan bir sürü insan, hepsinin birbirinden farklı hikayeleri, geçmişleri ve akıl hastanesinde mutlu hayatları. Evet cidden mutlu hayatları. Çünkü onlar orada tamamen rahatlar, özgürler, şu açıdan özgürler biz yaşadığımız toplumda belli kurallara uymak zorundayız bunlar hem kanun kuralları hem de toplumun dayattığı normal insan kuralları. Ama akıl hastanesinde öyle bir durum yok, çünkü hepsi deli ve delilerin ne yapacağı hiç belli olmaz. Çünkü herkesin de dediği gibi 'delidir ne yapsa yeridir'. Toplum her çeşit insanı yargılar, her çeşit karakterde, kişilikte, görünüşte insanı. Bir tek söz konusu 'deli' lere geldi mi, deli işte boşver der. Çünkü neyini eleştirsin zaten deli, şu açıdan bakınca deli olmak istediğimi ki zaten deli olduğumu söyleyebilirim.
Tabi insanların kime deli dediği noktası da çok önemli. Çünkü biz kimlere deli deriz? Toplumdan farklı olan, farklı düşünen herkes delidir insanlar için. Maalesef..
Veronika oraya gittiğinde bu duruma çok şaşırıyor, tabi gittiğinde hala ölme isteğiyle yanıp tutuşuyor, günler geçse de ölsem, sadece biraz daha katlansam insanlara..
Ama ordaki insanlar, hikayeleri, onu etkilemeye başlıyor. Asıl deli kim? Ben kimim? Ben hayatımda hiç delilik yapmadım?
Ve Veronika kendini keşfetmeye başlıyor, hayatı sevmeye, aslında hayatının tekdüze olmasının sebebinin kendisi olduğunu anlamaya, hayatında hiç delilik yapmadığı için pişman olmaya ve geçirdiği her dakikayı hayatının en güzel anı gibi yaşamaya..
Ben okurken kendime çok pay biçtim demiştim. Hep düşündüm. Ben hiç delilik yaptım mı? Ben kendimi biliyor muyum? Hazlarımı, duygularımı doruklarıma kadar yaşadım mı? Hiç aşık oldum mu?
Bunlara verdiğim yanıtın hayır olduğunu fark ettiğimden beri ben de hayatımda artık bunları yaşamak istemeden ölmek istemediğimi düşündüm.
Asıl delinin kimler olduğunu, delinin akıllının birbirine karıştığını düşündüğünüz, hayatı kendi açınızdan sorgulayacağınız ve bence olumlu açıdan sonuçlar elde edebileceğiniz bir kitap..
He bu arada yazarın okuduğum ilk kitabı ve bence dili oldukça akıcı, sıkmadan kendini akıl hastanesinin içinde gibi hissediyorsunuz.
Tavsiye ederim, iyi okumalarr.