Gönderi

Puan vermedi·548 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkmadan önce vatanı kurtarma stratejisini Kürt ve Türk halkını birleştirmek üzerine kurmuştur. Erzurum ve Sivas Kongre belgeleri, Misakı Milli Kararları, Amasya Mülakatı tutanağı, Halkçılık Programı ve 1921 Anayasası bu durumu kanıtlamaktadır. Mustafa Kemal Paşa Kürtler için kendi kaderlerini tayin hakkını Kabul ettiğini belirtir. Kürtlerin Türklerle birlikte ortak vatan için mücadele etme ve TBMM idaresinde yaşama kararı almaları onların kendi iradeleridir. Zaten Kürt ve Türklerin yaşadığı bölgeleri keskin sınırlarla ayırmak da mümkün değildir. Birlikte yaşama durumu ve arzusu nesnel bir zorunluluktur. Menfaatleri ve gelecekleri ortaktır. 1921 Anayasası ile yerel yönetimlerde halkın kendi kendisini yönetmesi hedeflenmişse de Şeyh Sait isyanı ve Musul meselesinin İngilizlerin istediği gibi çözümlenmesi bazı siyasetleri değiştirmiştir. Kürt Nüfusun ağırlıklı kesimi Musul’la birlikte ülke sınırları dışında kalmıştır. Henüz feodal toprak ağalarının etkisi altında olan halkın yerel yönetim uygulamasıyla merkezden yönlendirilemeyeceği, dolayısıyla halkın olduğu gibi kalacağı, Cumhuriyet Devrimlerinin onlara ulaşılamayacağı kanısına varılıyor. Kemalist Devrim sadece Türklerin hayatında büyük bir sıçrama yapmamış, milliyet ve mezhep ayırmaksızın bütün Türkiye toplumunun ortaçağdan kurtuluşunun en büyük atılımı olmuştur. 1 Eylül 1928 günü Kabul edilen Komünist Enternasyonal Programı, Türkiye Devrimini “dünya devriminin halkalarından biri” olarak görmüştür. Komünist Enternasyonal aynı zamanda Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve Dersim isyanlarının gerici karakterde olduğunu saptamıştır. Kemalist Devrim, Edirne’den Ardahan’a kadar bütün toplumumuzu etkilemiştir. Değişikliği Doğu ve Güneydoğu’nun daha geriden ve daha yüzeysel olarak izlemiş olsa da bu durum Türkler ve Kürtlerin Kemalist Devrimi birlikte yaşadıkları gerçeğini değiştirmez. Devrimin toplumları ayırma gibi bir doğası ve mantığı yoktur. Ulusallık bütün Türkiye toplumu için, emperyalizmden özgürleşmek ve Ortaçağ ilişkilerinden kurtulmaktır. Kemalist Devrim Türkleri ve Kürtleri tek bir millet olma yönünde kaynaştırmış, tarihsel süreç açısından ileriyi, çağdaşlaşmayı ve emperyalizmden bağımsızlaşmayı temsil etmiştir. Mazlum Milletler ve Gelişen Ülkeler emperyalizme karşı bölünerek değil, birleşerek ve kaynaşarak ayakta kalıyor ve ilerliyorlar. Batıcı Kürt Milliyetçiliğinin ideologları emperyalist projeye uygun olarak ulusallaşmayı emperyalizmden ve Ortaçağ ilişkilerinden kurtulma meselesinden koparmışlardır. Çağımızda milli mesele, emperyalizmden özgürleşme meselesidir. Feodal ilişkilerden kurtulmak da emperyalizmden bağımsızlaşma davasıyla birleşmiştir. Kemalist Devrim Türkleri olduğu gibi Kürtlerin de emperyalizmden ve Ortaçağ ilişkilerinden özgürleşmesine hizmet etmiştir . Türkiye Kürtleri savaşarak katıldıkları Kurtuluş Savaşıyla emperyalizmin sömürgesi olma tehdidini bertaraf etmiştir. Hayatları da Irak ve Suriye Kürtlerinden farklılaşmıştır. 1945’ten beri yaşadığımız Küçük Amerika süreci ,yurdumuzda emperyalizme bağımlılığı ve Ortaçağ ilişkilerini kuvvetlendirmiş, bölgeler arası dengesizliği ağırlaştırmıştır. Kürtler de tarihlerinde en önemli devrimci atılımı Kemalist Devrimle yaşamışlardır. Bu olguyu değiştirmek mümkün değildir. Arkada kalan 20. Yüzyıl kanıtlamıştır ki; Emperyalizm böler, devrim birleştirir. Gericilik böler, devrimcilik birleştirir.
Kurtuluş Savaşı'nda Kürt PolitikasıDoğu Perinçek · Kaynak Yayınları · 201011 okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.