Taş ve Gölge çok katmanlı bir roman...Çok zamanlı, çok mekanlı, çok hikayeli...Bazen bir masal dinliyor gibi oluyorsunuz, bazen zamanda yolculuğa çıkıp birkaç yüzyıl öncesine uzanıveriyorsunuz, bazen de toplumsal belleğin yok saydığı yakın tarihin karanlık günleri önünüze seriliyor. Mezar taşı ustası Abdo’nun hayat hikayesinde gelgitlerle kahramanın kişisel tarihi katman katman açılırken; arka planda bu tarihe eşlik eden toplumsal tarihin idamlar, katliamlar, darbelerle dolu karanlık sayfaları da açılıyor. 1938 Dersim isyanı da hikayeye dahil oluyor, 471 yıl öncesinden Merkez Efendi de...Sivas katliamı da, Deniz Gezmiş’in idamı da...Kesinlikle didaktik bir dille değil.Büyük, süslü cümleler kurulmadan su gibi akıp giden bir roman kurgusu içinde yerli yerinde, usul usul.Hayat ve ölüm, aşk ve ölüm, isyan ve ölüm, savaş ve ölüm...Bütün kapılar ölüme çıkıyor...Taş ve Gölge ölüme karşı aşka, unutulmaya karşı belleğe bir methiye romanı. Burhan Sönmez bir mezar taşında doğumla ölüm tarihleri arasındaki o çizgiye nice hayat hikayesini, gölgesine de bu hikayelerin arkasında saklananları sığdırmış. Ustalıkla. Kitabın kapak fotoğrafı ve kapak düzeni çok güzel, romanla nasıl da uyumlu.