Türk romanında psikolojik tahlil, bireyde derinleşme ve ilişki sorunsalı bu kadar ustaca nadiren işlenmiştir. "yalnızız" aynı evde yaşayan, kan veya gönülle bağlı kişilerin birbirinden ne kadar uzak olduğunu ve "yalnızlık ömür boyu"nu çok iyi aktarıyor. ben ve öteki ben, huzursuzluk, ait olma, psikolojik buhranlar bilime dayandırılarak gerçekçi ve mizahi bir dille aktarılıyor. roman boyunca okuyucu ne olduğunu tahmin edemediği bir felakete hazırlanıyor ve sonunda sarsıcı bir sonla karşılaşıyor. tam anlamıyla bir başyapıt.
kitap içinde kitap, bir üst boyut olan simeranya yine bizde yine pek rastlanmayan çok boyutluluğa işaret ediyor. yazarın büyük ihtimal kendini ifade ettiği samim karakteri yazılarında yarattığı simeranya adlı ülkede ütopik bir toplumun izinden gidiyor.
"yalnızız" genç kızların ne istediğini bilmemesi ve evliliğe olan şüpheli yaklaşımı, küçük oyunlar ve yalanlar, aldatmacalar, evin küçük beyinin matematik stresi, besim'in yemek aşkı, renginaz'ın halüsinasyonları derken, kitap, dönemin kitaplarının çoğunda olduğu gibi, batılılaşma, ahlaki kuralların çelişkisi, her karakterde kendini farklı şekilde gösteren özgürleşme sancısıyla çok renkli bir okuma deneyimi sunuyor. herkese tavsiye ederim.
tek eleştiri: bazı kelimelerin açıklamaları yersiz olmuş. günlük dilimizde dahi mevcut bazı kelimeleri dipnotla açıklama ihtiyacı ne yazık ki okumanın akıcılığını zedeliyor.