Bundan yaklaşık yirmi yıl önceydi...Orta bir, orta ikinci sınıf (denirdi şimdinin altıncı yedinci sınıflarına) zamanlarımız...
Türkçe öğretmenimiz(!) ismi lazım değil, haftanın ilk dersi için girdi sınıfa. Herkes kendi yerinde "saygıyla" ayağa kalktı, izniyle oturdu!! Henüz montlar bile çıkmamış, sınıf soğuk. O yıllar soba yakılıyor sınıfımızda. Biz çantaların içinden kitap defter çıkarmaya çalışırken görevli geldi, sobayı yaktı, gitti.
Bir anda öğretmen hanım çıldırmış gibi bağırmaya başladı.
Eyvah..dedim kadıncağıza bir şey oldu, yardım edeyim. Koştum en arka sıradaki yerimden ön sıralara doğru. Sonradan farkettim: Elinde bir kitap, kaldırmış havaya. Gözlerinden alevler fışkırıyor. Daha biz neymiş, ne olmuş diyemeden paramparça edip attı sobanın içine.. Sonra da çıkıp gitti.
Sobanin aralığından baktim: Aziz Nesin! Kitabin adı okunmuyor tabi, sahibinden öğrendim.
Sıranın üzerinde görmüş. Ne işi varmış onun sınıfında bunun kitabın!?? Tanımıyordum yazarı şimdiki kadar ama bir kitabın paramparça olup yakılması içimi acıttı çocuk halimle. Hem de dili, edebiyatı, kitabı, insanı ve daha bir çok şeyi sevip sevdirmesini beklediğim bir öğretmen tarafından!
İşte o gün tanıştık.. Sonra da hep oralarda bir yerlerde kaldı. Aziz Nesin ve kitapları da...O öğretmen de...
Birini sevdim, birini istesem de sevemedim!
Büyüyünce anladım bazı insanların kafası başka..(Ne yazık!) Yakıp yok etmeye çalışıyor sadece. Yakanlar var..yananlar var..!!!
Ama bazıları da var ki içinde bulunduğu şartların mizahını, o hayatın şiirini bırakıyor kalanlara..
Aziz Nesin kitapları, en azından biri, hayatta bir kere de olsa okunmalı. O bir kitap neden bu kitap olmasın ki?
Okuyun, okutun lütfen!...
SAYGIYLA.