Gönderi

Eğitilmiş
9/10
·363 syf.··
Beğendi
·
2021 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2021 12:08
Mormonluk, Joseph Smith, Jr. tarafından 1830'da ortaya çıkan İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kilisesi ve Brigham Young ile günümüze kadar da devam eden bir dini yorumun, geleneksel ve kültürel unsurlarını içermektedir. İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kilisesi üyeleri, Tanrı’nın insanlığa hala konuştuğuna, havari ve peygamberleri çağırdığına ve vahiylerin eski zamanlarda olduğu gibi günümüzde de gönderildiğine inanmaktadırlar. (Kaynak: wikipedia) Bu açıklamayla başlamak istiyorum çünkü kitabı ya da bu incelemeyi daha anlaşılır kılmak istiyorum. Babası mormonlardan olan Tara Westover’ın anı ve otobiyografi dalındaki kitabı, yazarın hayatının her zaman dilimine tanık olmamızı sağlıyor. T. Westover hayat hikayesinde biz okuyuculara; baskıcı bir aileyle yetişmenin, en sevdiğiniz ve en yakınınız olan bu insanların çocuklarının üzerindeki psikolojik etkilerinden ve bu tahakkümlere nasıl başkaldırarak; kişinin özerkliğine kavuşmasından ve özgürlüğünün, kendi çizdiği yol haritasından nasıl ilerlediğini okuyoruz. Ataerkil sistemin destekçisi olan Baba’yı tanıyarak devam edelim: oldukça talepkar, şüphe götürmez bir şekilde inancına bağlı ve bu inancı, kendi yorumlarıyla, Tanrı’nın ona ilettiği mesajlarla hayatını ve çevresindekilerinin de hayatını idame etmeye çalışan; sosyalizme, kapitalizme, hastanelere, eğitim kurumlarına, devlete ve devletle ilgili her alana sıkı bir şekilde karşı bir karakter. Yedi çocuklu bu ailenin yaşamı, bu tutumlar doğrultusunda nasıl şekilleniyor peki? Baba, kendisi hırdavat işiyle uğraşarak geçimini sürdürüyor. İşlerinde yardımcı olması ve hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için elbette ki çocuklarını da işin içine sokuyor. Ağır iş koşulları altında, özellikle de böyle bir iş için, fiziksel hasarlar kaçınılmaz bir hal alıyor. Öyle ki bireylerin başlarına gelen iş kazaları, ne derece büyük olursa olsun, hastaneye gitmeden herhangi bir doktorun danışması dahi olmadan evde, sadece bitkilerin getirebileceğine inanıldığı ‘şifa’larla son buluyor. Özellikle yetiştirilmelerine bağlı oluşan psikolojik etkinin yanında fiziksel olarak da kalıcı travmalara sebebiyet veriyor. Hal böyle olunca, hiçbir birey hırdavatçılık işine girmemek üzere – inançlarına aykırı bir tehlike teşkil etmeyen – işlere başvuruyorlar. Ailenin üyeleri farklı alanlara dağılıyor. Sadece üç çocuk maruz bırakıldıkları bu durumdan kaçmak için tek bir yere odaklanıyorlar: Üniversite. Takdir edersiniz ki bu üç çocuktan birisi de yazarımız, Tara. Ancak bu karar elbette ki hiç kolay olmadı. Çünkü üniversite gibi bir kuruma kaydolmak, devlete bağlı bir eğitime bulaşmak, inanca karşı gelmek dolayısıyla da aileden kopmak anlamına geliyordu. Westover, müziğe ilgili olduğu için, bir gün abisinin desteğiyle; en azından ilgisini uyandırmak amacıyla müzik alanındaki kabiliyeti üzerinde durarak ona sınava hazırlanmasını, bu evden kurtulmasını öğütlüyor. Ailede en çok okuyan ve meraklı olan Tyler, kendisini Tara gibi ,eğitimle, bu aileden kurtarıyor. ‘’Tyler gözünü kırpmadı, tereddüt etmedi. ‘Bence burası yaşayabileceğin en kötü yer… Üstelik babamın kulağına kendi dünya görüşünü fısıldamadığı gün, gözüne çok daha farklı görünebilecek bir dünya.’’ Syf 130 Tara kendini cebirin, trigonometrinin arasında hiçbir şey anlamayarak savrulur halde bulurken, kararından hızla vazgeçmeye kalkıyor. Anne’ye bunu söylediğinde, şöyle karşılık verdiğini okuyoruz; ‘’ Sakın kalayım deme. Git. Hiçbir şeyin seni durdurmasına izin verme.’’ Syf.145 Anne biraz kafa karışıklığı yaratan bir karakter. Hem eşinin söylediklerini destekler ve öğütlerken hem de çocuklarının bu evdeki ‘işkence’den kurtulmalarını tavsiye ederken buluyoruz. Yazar röportajlarından birinde Anne için, iki versiyonu olduğundan bahsediyordu. Hem Baba tarafından bir benliği hem de çocukları açısından, onlardan bir benliği olduğunu dile getiriyordu. Aynı zamanda, ebeveynlerinin kendisini ve kardeşlerini gerçekten sevdiğini söylüyor. Gerçekten ‘normal’ olan her ebeveynin yaklaşacağı türden bir sevgi, yakınlıktan bahsediyordu. Ancak neden bu ıstırap dolu hayata devam ediliyor o zaman? Babanın inancında, yaşadıklarının altında başka şeyler dönüyor olabilir mi? Cevabını Tara Westover üniversite eğitimine devam ederken öğrenmiş oluyoruz. Tara, Baba’nın ısrarlarına ve onu Rab’be döndürmeye çabalamasına rağmen onun istediği sonucu vermeyince, tamamiyle büyüdüğü evden ayrılır vaziyetteyken, vedalaşırken; Baba kızına, onu gerçekten sevdiğini söylüyor. Ancak Tara bunun zaten farkında ve meselenin hiçbir zaman o olmadığını dile getiriyor. Toparlayacak olursak, Tara Westover bu ilham verici gerçek hayat hikayesinde bizlere; tüm bu yabancı kalmış dünyaya nasıl daldığını, tökezleyerek ve kendiyle bir iç savaş vererek nasıl farkındalık kazandığını, vazgeçmesi gereken vazgeçmemesi gereken noktaların ayırdına varmaya çalışırken geçirdiği panik atak anlarını, ailesi pahasına da olsa kararlılığını nasıl koruduğunu ve tüm bu deneyimlerini bize içtenlikle nasıl aktardığını okuyoruz. Birçok önemli isminde dikkatinden kaçmayan bir kitap olmuş, röportajlarında bahsettiği birkaç noktaya değinmek istiyorum. Dikkat çektiği yerlerden birisi de mormon inanışındaki her bireyin Baba gibi olmadığı. Onların aile yaşayış şekillerinde, nasıl ki hastaneye hiçbir koşulda gitmemek var; diğer bireylerin bu kadar tutumkar olmadığından bahsediyor. Bunun dışında, Opraf Winfrey ile röportajında söylediği cümlelerden biri, kendiyle verdiği o iç çekişmelerden çıkardığı bir kanaatla ilgili oldukça etkileyici bir cümle: Birini sevebilir ve yine de veda etmeyi seçebilirsin. Benim en takdir ettiğim sözlerinden biriyse şuydu: her gün bir kişiyi özleyebilir ve artık hayatınızda olmadığına sevinebilirsiniz. Yeri geldiğinde gerçekten yazarla beraber o anda vücudumun kasıldığını, yeri geldiğinde onunla nefes bile alamadığımı hissettiğim için güzel bir çeviriyle türkçeye kazandırılmış olduğunu düşündüğüm bu kitabın herkese ulaşmasını umuyorum.
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,779 okunma
··
93 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.